TEFAS'ta fon nasıl seçilir? Pratik rehber
← Öğren · Seviye 2 · Temel · 9 dk okuma

TEFAS'ta fon nasıl seçilir? Pratik rehber

TEFAS'taki 800+ fon arasında yönetim ücreti, benchmark, risk ve fon büyüklüğü kriterlerini sade bir checklist'e topladım.

Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na (TEFAS) ilk girdiğimde 800’ü aşkın fonun listelendiğini görüp birkaç saniye donup kalmıştım. Hepsi 3-5 harfli kodlarla yazılmış, büyük çoğunluğunun adında farklı yatırım türlerini birleştiren “karma” ya da dağılımı değiştirebilen “değişken” geçiyor, bazılarının yıllık yönetim ücreti %3’ü buluyor. O gün “hangisini seçeyim?” sorusunun cevabını bulmak için gerçekten zaman harcamak gerektiğini anladım.

O karmaşanın içinde bir yol haritası işini kolaylaştırabilir. Belirli bir fon adı önermeyeceğim. Zaten önermem doğru olmaz. Bunun yerine hangi ölçütlere bakacağını, hangi tuzaklardan kaçınacağını ve bir fonu satın almadan önce kendine hangi soruları sorman gerektiğini anlatacağım.


TEFAS tam olarak ne işe yarıyor?

TEFAS’ın sağladığı kolaylık şu: yatırımları birlikte yöneten farklı portföy yönetim şirketlerinin kurduğu yatırım fonlarını, kendi bankanın uygulaması ya da aracı kurum platformu üzerinden tek noktadan alıp satabiliyorsun.

Öncesinde bir fonun yatırımcıya ulaşması için o fonun dağıtımını yapan bankada hesap açmak gerekiyordu. Şimdi bu zorunluluk kalktı. Bir bankada hesabın olsa da başka bir bankanın dağıttığı bir fona ya da bağımsız bir portföy yönetim şirketinin fonuna yatırım yapabilirsin. Rekabet arttı, fon sayısı da arttı.

Seçenek bolluğu hem en büyük avantaj hem de en büyük dezavantaj.

Fon türleri ve birbirinden farkları

TEFAS’ta karşılaşacağın fon türlerini kabaca sekiz kategoriye ayırıyorum. Tablodaki birkaç terimin kısa karşılığı:

  • Tahvil ve bono: Devletin ya da şirketlerin borçlanmak için çıkardığı, belirli aralıklarla ödeme yapan borç belgeleri.
  • Repo: Bir menkul kıymeti, yani tahvil ya da hisse gibi alınıp satılabilen bir yatırım aracını, belirli bir tarihte geri almak üzere satmak. Kısa vadeli borçlanmanın bir yolu.
  • Kaldıraç: Borç kullanarak yatırım tutarını artırmak. Kazancı da kaybı da büyütür.
  • Açığa satış: Ödünç alınan bir varlığı satıp daha ucuza geri almayı ummak.
  • BES: Bireysel Emeklilik Sistemi.
Fon TürüYatırım Nereye Gider?Tipik Risk Seviyesi
Hisse senedi yoğun%80+ BIST hisseleriYüksek
Borçlanma araçlarıDevlet tahvili, özel sektör bonosuOrta-düşük
Para piyasasıKısa vadeli devlet kağıdı, repoDüşük
AltınFiziki altın veya BİST kıymetli madenOrta
Yabancı menkul kıymetDolar/euro cinsinden tahvil, küresel hisseOrta-yüksek
Fon sepetiBaşka fonlara yatırım yapan fonDeğişir
Serbest fonKaldıraç, açığa satış dahil geniş yetkiYüksek
BES emeklilik fonuYukarıdakilerin hepsinin BES versiyonlarıDeğişir

Bu tablodaki “tipik risk seviyesi” ifadesinin içi boş bir kavram olduğunu söylemeliyim. Örneğin “orta-düşük” riskli diye etiketlenen bir borçlanma aracı fonu, uzun vadeli tahvil tutuyorsa faiz oranı değişimlerine karşı oldukça duyarlı olabilir. Fonun içine ne girdiğine bakmadan bu etiketlere güvenmek yanlış olur.

Serbest fonlar için ayrıca bir not: bu fonları herkes alamıyor. SPK düzenlemelerine göre serbest fonların payları yalnızca nitelikli yatırımcılara, yani belirli bir tutarın üzerinde sermaye piyasası aracı tutan yatırımcılara satılabiliyor. Bu şartı sağlasan bile kaldıraç ve açığa satış kaybı da büyüttüğü için serbest fonlar bence portföyde çok az yer almalı, hatta hiç olmamalı. Yatırıma yeni başlıyorsan bu fonları şimdilik bir kenara koy.

Kriter 1: Yönetim ücreti ve karşılığında ne aldığın

Yönetim ücreti, fonun büyüklüğünden her yıl kesilen orandır. Türkiye’de bu ücretler genelde yüksek. Yüksek görünmese de bu kesinti her yıl tekrarlandığı için zamanla birikimini azaltır.

Para piyasası ve kısa vadeli borçlanma fonlarında yönetim ücreti hisse fonlarından düşük olmalı. Aynı türdeki fonları TEFAS’ta yan yana koyup karşılaştır. Ortalamanın belirgin üstünde ücret alan bir fonu seçeceksen bunun iyi bir sebebi olsun.

Ama ücrete aşırı takılma. Yüksek ücret tek başına kötü değildir. Asıl soru, o ücretin karşılığında ne aldığın. Portföy yöneticisi endeksten belirgin şekilde farklı bir portföy taşıyorsa ve bunu 5-10 yıl boyunca karşılaştırma ölçütünü geçerek kanıtlamışsa, %3’lük bir yönetim ücreti de makul olabilir. Bir fonda ücretten daha önemli bulduğum soruları, yani fonu kimin yönettiğini, kurumun sicilini ve portföyün içeriğini fon alırken nelere dikkat ediyorum yazısında anlattım.

Yönetim ücreti bilgisine TEFAS sitesindeki her fonun detay sayfasından ve fonun izahnamesinden ulaşabilirsin.

Kriter 2: Performans, ama tek başına anlamsız

TEFAS’ta son 1 yılda %95 getiri yapmış fonlar göreceksin. O fonun gerçekten iyi yönetilip yönetilmediğini anlamanın tek yolu: aynı dönemde karşılaştırma ölçütü (benchmark) nasıl bir getiri sağladı?

Karşılaştırma ölçütü, fonun yatırım yaptığı varlıklara en yakın endeks, yani bir grup varlığın genel hareketini gösteren göstergedir. Hisse senedi yoğun bir Türk fonu için doğal kıyaslama noktası BIST 100’dür. Borçlanma aracı fonu için borçlanma piyasasını izleyen KYD (Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği) endeksleri (KYD Tüm, KYD OST, KYD YTLK gibi). Altın fonu için BİST kıymetli maden endeksi.

Bir fon son 1 yılda %95 yapmışsa ama BIST 100 aynı dönemde %110 yapmışsa, o fon karşılaştırma ölçütünün 15 puan gerisinde kalmış demektir. Bu durumda “iyi performans” ifadesi yanıltıcıdır.

Bir yıl da değerlendirme için çok kısa bir süredir. Mümkünse 3 yıl ve 5 yıllık dönemlere bak. Tutarlı biçimde piyasanın üzerindeki getiri (alpha) sağlayıp sağlamadığını görmeye çalış. Çoğu aktif fon uzun vadede karşılaştırma ölçütünü geçemiyor. Bunu “Aktif fonlar endeksi yenebilir mi?” yazısında ayrıntılı ele aldım.

Kriter 3: Risk göstergeleri: Sharpe ve volatilite

Getiriyi tek başına okumak eksik. Aynı getiriyi sağlarken fonun değerinin ne kadar dalgalandığı da önemli.

İki gösterge işe yarıyor:

Standart sapma (volatilite): Fonun aylık ya da yıllık getirilerinin ne kadar dağıldığını ölçer. Yüksek standart sapma, getirilerin ortalamadan çok uzaklaşması demektir. Bu, panikte yanlış zamanda çıkma riskini artırır.

Sharpe oranı: Birim risk başına elde edilen fazla getiriyi gösterir. Formül basit: (fon getirisi - risksiz faiz) / standart sapma. Riske göre düzeltilmiş getiriyi gösteren Sharpe oranı ne kadar yüksekse, alınan riske karşılık getiri o kadar iyidir. 1,00 üzeri Sharpe genelde güçlü kabul edilir, ama bu eşik piyasa koşullarına göre değişir.

TEFAS sitesi bu verileri her fonun detay sayfasında sunuyor. Karşılaştırma yaparken aynı kategorideki fonlara bak. Hisse fonu ile para piyasası fonunu Sharpe oranıyla kıyaslamak anlamsız olur.

Kriter 4: Fon büyüklüğü

Fonun yönettiği toplam para, yani fon büyüklüğü iki açıdan önemli:

Likidite: Fon payını kolayca satıp paraya çevirebilmek önemli. Çok küçük fonlarda (örneğin 50-100 milyon TL altı) büyük miktarlarda çıkış yapmak zorlaşabilir ya da birim fiyatı olumsuz etkileyebilir. Özellikle serbest fonlar ve yabancı menkul kıymet fonlarında bu riski göz önünde bulundur.

Sürdürülebilirlik: Çok küçük fonlar zaman zaman kapatılır ya da başka bir fonla birleştirilir. Bu süreç yatırımcı için genellikle sorunsuz yönetilir ama yine de beklenmedik bir adım olabilir.

Öte yandan çok büyük fonların da kendi sorunları var. Yatırım yapılabilecek varlık seçenekleri azaldığı için yönetici daha az esnekliğe sahip olabilir. Bu, aktif fon yönetiminin avantajını törpüler.

Genel bir kural koymak zor, ama 500 milyon TL üzeri büyüklük genelde yeterli likiditeyi işaret eder.

Kriter 5: Yönetim şirketi ve strateji şeffaflığı

Fonu kim yönetiyor? Portföy yönetim şirketinin geçmişi, denetlenme biçimi ve kamuya açık raporları incelenebilir mi? Kurumun ya da yöneticilerin daha önce SPK’dan ceza alıp almadığına da bak.

Her fon, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemeleri gereğince fonun koşullarını anlatan izahnameyi ve fon paylarının satışına ilişkin ihraç belgesini yayımlamak zorunda. Bu belgeler TEFAS sitesinde veya portföy yönetim şirketinin kendi sitesinde yer alır. İzahnamede fonun yatırım stratejisi, kullanabileceği yatırım araçları, kıyaslama ölçütü ve yönetim ücreti açıkça yazmalı.

“Değişken fon” ibaresi içeren fonlarda strateji bazen belirsiz kalabiliyor. Yönetici %80 hisseyle de girip %80 tahvil ya da altınla da girebilir. Bu esnekliğin ne anlama geldiğini bilmeden o fona girmek, karanlıkta bir kutunun içine para koymak gibidir.

Şeffaf strateji: hangi varlıklara yatırım yapacağı açık, karşılaştırma ölçütü belirli, portföy dağılımı aylık raporlarla paylaşılıyor.

Şeffaf olmayan strateji: sadece “değişken karma”, kıyaslama ölçütü yok ya da belirsiz tanımlanmış, portföy açıklamaları gecikiyor.

Kriter 6: BES fonları için ek değerlendirme

Bireysel Emeklilik Sistemi üzerinden yatırım yapıyorsan vergi avantajı hesaba katılmalı. 7 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’yla devlet katkı oranları güncellendi: TL cinsinden katkı paylarının %20’si (önceden %30’du) devlet katkısı olarak hesabına ekleniyor. Yıllık asgari ücretin brüt tutarı kadarlık üst sınır içinde işliyor bu sistem. Oran düşmüş olsa da doğrudan yatırıma kıyasla BES’i cazip kılan bir faktör olmayı sürdürüyor.

Yine de iki noktayı akılda tutmak gerekiyor:

Birincisi, BES’te paranın kilitlenmesi söz konusu. 10 yıl dolmadan çıkarsan devlet katkısının tamamını alamıyorsun, hak ettiğin kısım sistemde kaldığın süreye göre kademeli artıyor. Ayrıca kazancın üzerinden kesilen vergi, yani stopaj uygulanıyor. Uzun vadeli düşünmeden BES’e girmek maliyetli olabilir.

İkincisi, BES fonlarının yönetim ücretleri bazı durumlarda TEFAS’taki muadillerine göre daha yüksek. Devlet katkısının bu ücreti karşılayıp karşılamadığını hesaplaman gerekir.

BES içindeki fon seçiminde de yukarıdaki kriterler geçerli: makul yönetim ücreti, karşılaştırma ölçütüne göre tutarlı performans, şeffaf strateji.

Tuzaklar: geçmiş getiri, yıldız yönetici ve strateji karmaşası

Fon seçerken şu tuzaklara da dikkat et:

“Geçen yıl en çok kazandıran fon” tuzağı: Geçmiş performans, geleceği garanti etmez. En çok kazanan fon çoğu zaman o dönemin en riskli yatırım türüne en çok yüklenen fon olur. Bir sonraki dönemde aynı yatırım türü düşerse, getiri de düşer. Dönemsel sıralamalar yerine uzun vadeli tutarlılığa ve risk-getiri dengesine odaklan.

“Yıldız yönetici” tuzağı: Fonu kimin yönettiğine bakmak doğru. Ama yöneticinin görünür olması tek başına yetmez. Yatırım felsefesini açıkça anlatıyor mu, kriz dönemlerinde nasıl davranmış, ona bak. Bir de şunu unutma: o yönetici emekliye ayrılınca ya da şirket değiştirince fon başka birinin yönetimine geçer. Yönetici değişirse fonu yeniden değerlendir.

Kararsız strateji tuzağı: Bazı fonlar her dönem farklı bir hikayeyle gelir. Geçen yıl teknoloji ağırlıklıydı, bu yıl savunma ağırlıklı, gelecek yıl belki şirketlerin dağıttığı kâr paylarına, yani temettüye odaklanacak. Bu değişkenlik yöneticinin piyasayı okuyup dinamik bir strateji izlediği anlamına gelebilir. Ama çoğu zaman son dönemde yükselen yatırımların peşinden gitmenin işareti. İzahname stratejisi ile gerçek portföy dağılımını karşılaştır.

Yüksek ücretli “aktif yönetim” tuzağı: Fonun gerçekten aktif yönetilip yönetilmediğini anlamak için “aktif pay” (active share) kavramına bakabilirsin. Aktif pay, fonun karşılaştırma ölçütünden ne kadar farklılaştığını yüzde olarak gösterir. %0’a yakın bir aktif pay, yüksek yönetim ücreti ödenerek aslında endeks kopyalandığı anlamına gelir.

Endeks fonları: Türkiye’de ucuz ve geniş değil

TEFAS’ta BIST 30, BIST 100 ya da BIST Temettü gibi endeksleri takip eden fonlar da var. Bu fonlar hisse seçmez, endeksi olabildiğince yakından izlemeye çalışır. Fon getirisiyle endeks getirisi arasındaki farkın ne kadar dalgalandığına karşılaştırma ölçütünden sapma (tracking error) deniyor. Endeks fonunda bu sapmanın düşük olması beklenir.

Yurt dışında endeks fonları iki sebeple çok popüler: ücretleri çok düşük ve izledikleri endeksler çok geniş. ABD’deki büyük endeks fonlarında yıllık gider %0,1’in altında. Türkiye’de bu iki avantaj büyük ölçüde yok.

Ücret düşük değil. BIST 30 endeks fonlarında yıllık yönetim ücreti fona göre kabaca %0,8 ile %2 arasında. Bu, bazı aktif fonların ücretine çok yakın.

Endeks geniş değil. BIST 100 ve BIST 30 az sayıda büyük şirkete ve birkaç sektöre yoğunlaşmış. Ocak 2026 itibarıyla BIST 100’deki 11 şirket endeksin yarısını oluşturuyordu. Endeks fonu almak geniş bir çeşitlendirme anlamına gelmiyor. Bunu BIST 100 borsayı temsil etmiyor yazısında ayrıntılı anlattım.

Bu yüzden endeks fonunu otomatik olarak “güvenli ve ucuz taban” diye görmemek gerekiyor. Aktif fona sorduğun soruyu endeks fonuna da sor: bu ücreti ödeyerek ne alıyorum? Yaklaşık %2 ücretle birkaç şirkete yoğunlaşmış bir endeksi mi? Aktif ve pasif yaklaşımın Türkiye’deki durumunu aktif mi pasif mi yazısında ayrıca ele aldım.

Pratik 5 adımlı checklist

Bir fonu satın almadan önce şu beş soruyu yanıtla:

1. Fonu kim yönetiyor, kurumun sicili temiz mi? Yöneticinin yatırım felsefesine, kriz dönemlerindeki tavrına ve kurumun SPK siciline bak. Güven, getiriden önce gelir.

2. Karşılaştırma ölçütü ne? Son 3-5 yılda karşılaştırma ölçütüne göre performans nasıl? Karşılaştırma ölçütü bilgisi yoksa veya net değilse, o fonun şeffaflığı sorgulanabilir.

3. Fon büyüklüğü yeterli mi? 500 milyon TL altındaysa likidite riskini göz önünde bulundur.

4. Strateji izahnamede açık yazılı mı? Gerçek portföy bununla uyuşuyor mu? Son aylık portföy raporu ile izahname stratejisini karşılaştır.

5. Ödediğim yönetim ücretinin karşılığında ne alıyorum? Aktif fonsa: portföy endeksten gerçekten farklı mı, bu fark 5-10 yılda ölçütü geçerek kanıtlanmış mı? Endeks fonuysa: bu ücretle birkaç şirkete yoğunlaşmış bir endeksi mi alıyorum?

Bu beş soruya dürüst yanıt verebiliyorsan, büyük ihtimalle fonun genel profilini anlamışsındır.


TEFAS bir araç. 800 seçenek çoğu zaman karar vermeyi kolaylaştırmaz, aksine karmaşıklaştırır. Ama filtreleme kriterleri netleşince liste hızla daralır. Yönetici ve kurumun güvenilirliği, karşılaştırma ölçütüne göre performans, şeffaflık, yönetim ücreti ve fon büyüklüğü etrafında düşünüldüğünde geriye çok daha az anlamlı seçenek kalır. O kısa listede kalan her fona, etiketi aktif de olsa pasif de olsa, son bir kez aynı soruyu sor: bu ücretin karşılığını veriyor mu?


Okuma sırasında bir sonraki yazı: Bilanço okumayı 9 dakikada öğrenmek: 5 kalemde özet