TEFAS'ta fon nasıl seçilir? Pratik rehber
← Öğren · 10 dk okuma

TEFAS'ta fon nasıl seçilir? Pratik rehber

TEFAS'taki 800+ fon arasında yönetim ücreti, benchmark, risk ve fon büyüklüğü kriterlerini sade bir checklist'e topladım.

Merhaba, ben Ali Kerem Güven. TEFAS’a ilk girdiğimde 800’ü aşkın fonun listelendiğini görüp birkaç saniye donup kalmıştım. Hepsi 3-5 harfli kodlarla yazılmış, büyük çoğunluğunun adında “karma” ya da “değişken” geçiyor, bazılarının yıllık yönetim ücreti %3’ü buluyor. O gün “hangisini seçeyim?” sorusunun cevabını bulmak için gerçekten zaman harcamak gerektiğini anladım.

Bu yazıyı, o karmaşanın içinde bir yol haritası çizmek için yazıyorum. Belirli bir fon adı önermeyeceğim. Zaten önermem doğru olmaz. Bunun yerine hangi kriterlere bakacağınızı, hangi tuzaklardan kaçınacağınızı ve bir fonu satın almadan önce kendinize hangi soruları sormanız gerektiğini anlatacağım.


TEFAS tam olarak ne işe yarıyor?

TEFAS, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nun kısaltması. Pratik olarak şunu sağlıyor: farklı portföy yönetim şirketlerinin kurduğu yatırım fonlarını, kendi bankanızın uygulaması ya da aracı kurum platformu üzerinden tek noktadan alıp satabiliyorsunuz.

Öncesinde bir fonun yatırımcıya ulaşması için o fonun dağıtımını yapan bankada hesap açmak gerekiyordu. Şimdi bu zorunluluk kalktı. Garanti’de hesabınız varsa ama Yapı Kredi’nin dağıttığı bir fona ya da bağımsız bir portföy yönetim şirketinin fonuna yatırım yapabilirsiniz. Rekabet arttı, fon sayısı da arttı.

Buradaki en büyük avantaj şu: seçenek bolluğu. En büyük dezavantaj da tam aynı şey.

Fon türleri ve birbirinden farkları

TEFAS’ta karşılaşacağınız fon türlerini kabaca sekiz kategoriye ayırıyorum:

Fon TürüYatırım Nereye Gider?Tipik Risk Seviyesi
Hisse senedi yoğun%80+ BIST hisseleriYüksek
Borçlanma araçlarıDevlet tahvili, özel sektör bonosuOrta-düşük
Para piyasasıKısa vadeli devlet kağıdı, repoDüşük
AltınFiziki altın veya BİST kıymetli madenOrta
Yabancı menkul kıymetDolar/euro cinsinden tahvil, küresel hisseOrta-yüksek
Fon sepetiBaşka fonlara yatırım yapan fonDeğişir
Serbest fonKaldıraç, açığa satış dahil geniş yetkiYüksek
BES emeklilik fonuYukarıdakilerin hepsinin BES versiyonlarıDeğişir

Bu tablodaki “tipik risk seviyesi” ifadesinin içi boş bir kavram olduğunu söylemeliyim. Örneğin “orta-düşük” riskli diye etiketlenen bir borçlanma aracı fonu, uzun vadeli tahvil tutuyorsa faiz oranı değişimlerine karşı oldukça duyarlı olabilir. Fonun içine ne girdiğine bakmadan bu etiketlere güvenmek yanlış olur.

Kriter 1: Yönetim ücreti (TER) her şeyden önce gelir

Yönetim ücreti, fon büyüklüğünden yıllık olarak kesilen orandır. Türkiye’de genellikle TER (Toplam Gider Oranı) olarak ifade edilir. Yüksek görünmese de bileşik etki zamanla ciddi bir fark yaratır.

Sayıyla göstermek gerekirse: 100.000 TL’yi 10 yıl boyunca yıllık %20 brüt getiri yapan iki fona koyuyorsunuz. Biri %0,60 TER alıyor, diğeri %2,50 TER alıyor. Net yıllık getiriyi brütten TER’i düşerek bulup bileşik büyütüyoruz (net = brüt - TER, yani %19,40 ve %17,50).

%0,60 TER (net %19,40)%2,50 TER (net %17,50)
1 yıl sonra119.400 TL117.500 TL
5 yıl sonra242.700 TL224.000 TL
10 yıl sonra588.900 TL501.600 TL

10 yıl sonundaki fark: yaklaşık 87.000 TL. Bu fark yöneticinin cebine gitti. Sizin değil.

Para piyasası ve kısa vadeli borçlanma fonlarında TER %0,25 altında olması makul. Hisse senedi yoğun fonlarda aktif yönetim için %1,50-2,00 bandı bir sınır olarak aklınızda tutabilirsiniz. %3’ü aşan TER’ler çoğu durumda cazip değildir.

TER bilgisine TEFAS sitesindeki her fonun detay sayfasından ulaşabilirsiniz.

Kriter 2: Performans, ama tek başına anlamsız

TEFAS’ta son 1 yılda %95 getiri yapmış fonlar göreceksiniz. O fonun gerçekten iyi yönetilip yönetilmediğini anlamanın tek yolu: aynı dönemde benchmark’ı nasıl yaptı?

Benchmark demek, fonun yatırım evrenine en yakın endeks demek. Hisse senedi yoğun bir Türk fonu için doğal kıyaslama noktası BIST 100’dür. Borçlanma aracı fonu için KYD endeksleri (KYD Tüm, KYD OST, KYD YTLK gibi). Altın fonu için BİST kıymetli maden endeksi.

Bir fon son 1 yılda %95 yapmışsa ama BIST 100 aynı dönemde %110 yapmışsa, o fon benchmark’ını %15 kadar geride bırakmış demektir. Bu durumda “iyi performans” ifadesi yanıltıcıdır.

Bir yıl aynı zamanda çok kısa bir penceredir. Mümkünse 3 yıl ve 5 yıllık dönemlere bakın. Tutarlı bir alfa üretip üretmediğini görmeye çalışın. Çoğu aktif fonun uzun vadede benchmark’ı geçemediğini hatırlatmak isterim. Bunu daha önce yazdığım “Aktif fon endeksi yenebilir mi?” yazısında sayılarla ele aldım.

Kriter 3: Risk göstergeleri: Sharpe ve volatilite

Getiriyi tek başına okumak eksik. Aynı getiriyi sağlamak için ne kadar sallanma yaşandığı da önemli.

İki gösterge işe yarıyor:

Standart sapma (volatilite): Fonun aylık ya da yıllık getirilerinin ne kadar dağıldığını ölçer. Yüksek standart sapma, geniş gidip-gelme demektir. Bu, panikte yanlış zamanda çıkma riskini artırır.

Sharpe oranı: Birim risk başına elde edilen fazla getiriyi gösterir. Formül basit: (fon getirisi - risksiz faiz) / standart sapma. Sharpe oranı ne kadar yüksekse, alınan riske karşılık getiri o kadar iyidir. 1,00 üzeri Sharpe genelde güçlü kabul edilir, ama bu eşik piyasa koşullarına göre değişir.

TEFAS sitesi bu verileri her fonun detay sayfasında sunuyor. Karşılaştırma yaparken aynı kategorideki fonlar arasında bakın. Hisse fonu ile para piyasası fonunu Sharpe oranıyla kıyaslamak anlamsız olur.

Kriter 4: Fon büyüklüğü

Fon büyüklüğü iki açıdan önemli:

Likidite: Çok küçük fonlarda (örneğin 50-100 milyon TL altı) büyük miktarlarda çıkış yapmak zorlaşabilir ya da birim fiyatı olumsuz etkileyebilir. Özellikle serbest fonlar ve yabancı menkul kıymet fonlarında bu riski göz önünde bulundurun.

Sürdürülebilirlik: Çok küçük fonlar zaman zaman kapatılır ya da başka bir fonla birleştirilir. Bu süreç yatırımcı için genellikle sorunsuz yönetilir ama yine de beklenmedik bir adım olabilir.

Öte yandan çok büyük fonların da kendi sorunları var. Yönetilebilir evren küçüldüğü için yönetici daha az esnekliğe sahip olabilir. Bu, aktif fon yönetiminin avantajını törpüler.

Genel bir kural koymak zor, ama 500 milyon TL üzeri büyüklük genelde yeterli likiditeyi işaret eder.

Kriter 5: Yönetim şirketi ve strateji şeffaflığı

Fonu kim yönetiyor? Portföy yönetim şirketinin geçmişi, denetlenme biçimi ve kamuya açık raporları incelenebilir mi?

Her fon, SPK düzenlemeleri gereğince izahname ve ihraç belgesi yayımlamak zorunda. Bu belgeler TEFAS sitesinde veya portföy yönetim şirketinin kendi sitesinde yer alır. İzahnamede fonun yatırım stratejisi, kullanabileceği enstrümanlar, kıyaslama ölçütü ve yönetim ücreti açıkça yazmalı.

“Değişken fon” ibaresi içeren fonlarda strateji bazen belirsiz kalabiliyor. Yönetici %80 hisseyle de girip %80 tahvil ya da altınla da girebilir. Bu esnekliğin ne anlama geldiğini bilmeden o fona girmek, karanlıkta bir kutunun içine para koymak gibidir.

Şeffaf strateji: yatırım evreni açık, benchmark belirli, portföy dağılımı aylık raporlarla paylaşılıyor.

Şeffaf olmayan strateji: sadece “değişken karma”, kıyaslama ölçütü yok ya da vague tanımlanmış, portföy açıklamaları gecikiyor.

Kriter 6: BES fonları için ek değerlendirme

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) üzerinden yatırım yapıyorsanız vergi avantajı hesaba katılmalı. 7 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’yla devlet katkı oranları güncellendi: TL cinsinden katkı paylarınızın %20’si (önceden %30’du), döviz cinsinden katkı paylarınızın ise %10’u devlet katkısı olarak hesabınıza ekleniyor. Yıllık asgari ücretin brüt tutarı kadarlık üst sınır içinde işliyor bu sistem. Oran düşmüş olsa da doğrudan yatırıma kıyasla BES’i cazip kılan bir faktör olmayı sürdürüyor.

Ancak iki şeyi hatırlatmak isterim:

Birincisi, BES’te paranın kilitlenmesi söz konusu. 10 yıldan önce çıkarsanız devlet katkısını geri veriyorsunuz ve stopaj uygulanıyor. Uzun vadeli düşünmeden BES’e girmek maliyetli olabilir.

İkincisi, BES fonlarının TER’leri bazı durumlarda TEFAS’taki muadillerine göre daha yüksek. Devlet katkısının bu ücreti amorti edip etmediğini hesaplamanız gerekir.

BES içindeki fon seçiminde de yukarıdaki kriterler geçerli: düşük TER, benchmark’a göre tutarlı performans, şeffaf strateji.

Tuzaklar: geçmiş getiri, yıldız yönetici ve strateji karmaşası

Birkaç tuzağı açıkça saymak istiyorum:

“Geçen yıl en çok kazandıran fond” tuzağı: Geçmiş performans, geleceği garanti etmez. En çok kazanan fon çoğu zaman o dönemin en riskli varlık sınıfına en çok yüklenen fon olur. Bir sonraki dönemde aynı varlık sınıfı düşerse, getiri de düşer. Dönemsel sıralamalar yerine uzun vadeli tutarlılığa ve risk-getiri dengesine odaklanın.

“Yıldız yönetici” tuzağı: Bazı portföy yöneticileri medyada görünür, sosyal medyada aktif olur, bir dönem çok iyi performans gösterir. O yönetici emekliye ayrılınca ya da şirket değiştirince fon farklı bir el altında kalır. Yöneticiye değil, sürecin kurumsallaşıp kurumsallaşmadığına bakın.

Kararsız strateji tuzağı: Bazı fonlar her dönem farklı bir hikayeyle gelir. Geçen yıl teknoloji ağırlıklıydı, bu yıl savunma ağırlıklı, gelecek yıl belki temettü. Bu değişkenlik yöneticinin piyasayı okuyup dinamik bir strateji izlediği anlamına gelebilir. Ama çoğu zaman performans kovalayıcılığının işareti. İzahname stratejisi ile gerçek portföy dağılımını karşılaştırın.

Yüksek ücretli “aktif yönetim” tuzağı: Fonun gerçekten aktif yönetilip yönetilmediğini anlamak için “active share” kavramına bakabilirsiniz. Active share, fonun benchmark’tan ne kadar farklılaştığını yüzde olarak gösterir. %0’a yakın bir active share, yüksek TER ödenerek aslında endeks kopyalandığı anlamına gelir.

Pasif yaklaşım: endeks fonu ve düşük maliyetli alternatifler

Son birkaç yılda TEFAS’ta endeks fonu sayısı artıyor. BIST 30, BIST 100 ya da BIST Temettü endeksini takip eden fonlar, benchmark’tan sapma (tracking error) hedeflenerek yönetiliyor. TER’leri aktif fonlara göre genellikle düşük.

Borçlanma araçları tarafında ise KYD endekslerini takip eden fonlar benzer bir işlev görüyor.

Pasif yaklaşımın mantığı şu: piyasanın ortalama getirisini almak, bunu düşük maliyetle yapmak ve yönetici riskini ortadan kaldırmak. Uzun vadeli yatırımda bu yaklaşım çoğu aktif fonu geride bırakıyor. Bu konuyu aktif fon yazısında ayrıca ele aldım.

Pasif yaklaşımın tek zayıf noktası: ne zaman ciddi düzeltme olursa fon da düşer. Aktif yönetici en azından teorik olarak riski azaltabilir ya da nakit tutabilir. Pratikte bu esnekliğin değer üretip üretmediği ayrı bir tartışma.

Pratik 5 adımlı checklist

Bir fonun önüne geçmeden önce şu beş soruyu yanıtlayın:

1. TER ne kadar? Kategori ortalamasıyla kıyaslayın. Ortalamanın belirgin üzerindeyse geçin ya da ciddi bir gerekçe arayın.

2. Benchmark ne? Son 3-5 yılda benchmark’a göre performans nasıl? Benchmark bilgisi yoksa veya net değilse, o fonun şeffaflığı sorgulanabilir.

3. Fon büyüklüğü yeterli mi? 500 milyon TL altındaysa likidite riskini göz önünde bulundurun.

4. Strateji izahnamede açık yazılı mı? Gerçek portföy bununla uyuşuyor mu? Son aylık portföy raporu ile izahname stratejisini karşılaştırın.

5. Bu fonun yerini daha düşük maliyetli bir endeks fonu doldurabilir mi? Aktif fon seçiyorsanız farkın ne zaman kapanacağını hesaplayın.

Bu beş soruya dürüst yanıt verebiliyorsanız, büyük ihtimalle fonun genel profilini anlamışsınızdır.


TEFAS bir araç. 800 seçenek çoğu zaman karar vermeyi kolaylaştırmaz, aksine karmaşıklaştırır. Ama filtreleme kriterleri netleşince liste hızla daralır. Yönetim ücreti, benchmark performansı, şeffaflık ve fon büyüklüğü etrafında düşünüldüğünde geriye çok daha az anlamlı seçenek kalır. Ve o kısa listenin başında, çoğu zaman maliyeti düşük bir endeks fonu duruyor.


Okuma sırasında bir sonraki yazı: Bilanço okumayı 9 dakikada öğrenmek: 5 kalemde özet