Aktif fonlar endeksi yenebilir mi? 5 yıl üstü performans sürekliliği
← Öğren · 11 dk okuma

Aktif fonlar endeksi yenebilir mi? 5 yıl üstü performans sürekliliği

Bir yıl şampiyon fon, ertesi yıl ortalama altına düşebilir. Fon seçerken tek yıl getirisinden çok 5 yıllık sürekliliğe bakmak gerekiyor.

Merhaba, ben Ali Kerem Güven. Yıllarca BIST hisselerini kendim seçerek yönetmeye çalıştım, bir taraftan da portföyümün belli bir kısmını yatırım fonlarıyla denedim. Açıkçası ilk yıllarımda fon seçimini çok basit bir mantıkla yapıyordum: geçen yılın en iyi getirisini yazan fonu listenin başına yazıyor, oradan başlıyordum. İçinden çıkamadığım soru hep aynıydı: aktif yönetilen bir fon, gerçekten endeksi yenebilir mi, yoksa son yılın güzel rakamı bir şans dilimi mi?

Bu yazıda, “aktif fon mu pasif endeks fonu mu” sorusuna kendime verdiğim cevabı ve bu cevaba nasıl ulaştığımı paylaşacağım. Hisse adı, fon adı, kurum adı yok. Sadece kavramsal çerçeve var. Çünkü mesele tek bir fon değil, “fon seçme yönteminin” kendisi.


Aktif yönetim ile pasif yönetim arasındaki temel fark

Pasif yönetim, bir endeksi (mesela BIST otuz, BIST yüz) olduğu gibi takip etmeyi hedefler. Endekste bulunan hisseleri, endeksteki ağırlıklarıyla satın alır. Fon yöneticisinin “hisse seçme” işi yoktur. İş daha çok mekanik takip ve düşük maliyet ile çalışmaktır.

Aktif yönetim ise endeksin üstünde getiri hedefler. Fon yöneticisi, endekste bulunan hisselerden bir kısmına ağırlık verir, bir kısmından kaçınır, hatta endekste olmayan hisselere de yer açabilir. Beklenti şu: doğru hisse seçimi ve doğru zamanlama ile endeksten daha yüksek getiri üretmek. Buna karşılık aktif yönetimin yönetim ücreti daha yüksek olur, çünkü yönetici ekibi, araştırma kadrosu, analist altyapısı bu ücrete yansır.

Bence buradaki kritik nokta şu: aktif yönetim “endeksi yenmeyi vaat eder”, ama bu vaat matematiksel bir garanti değil, bir hedef. Hedef tutarsa hem ücret cebe iner hem de fon hissedarı kazanır. Tutmazsa ücret yine alınır ama getiri endeksin altında kalır.

Yıllık şampiyon fon istatistiği: bir yıl şampiyon, ertesi yıl rasgele

Geçmiş yıllara baktığımda dikkatimi en çok çeken örüntü şu: bir takvim yılında en yüksek getiriyi yazan fon, ertesi yıl çoğunlukla ortalamanın etrafında dolaşıyor. Bazen ortalamanın altına bile düşüyor. Yani “geçen yılın şampiyonu” bir sonraki yıl için anlamlı bir gösterge oluşturmuyor.

Bunun arkasında basit bir mantık var. Bir fonun bir yıl çok yüksek getiri yazması için, çoğunlukla belli bir tema veya birkaç hisseye yoğun ağırlık vermiş olması gerekir. O tema veya o hisseler o yıl çok iyi performans gösterirse fon şampiyon olur. Ama aynı temanın ardışık iki yıl üst üste şampiyon olma ihtimali daha düşük. Çünkü piyasada moda olan tema değişir, daha önce göz ardı edilen sektörler bir sonraki yıl öne çıkar.

Açıkçası bu örüntüyü fark ettikten sonra, “geçen yıl yüzde şu kadar getiri yazdı” cümlesini fon değerlendirme sürecimden tamamen çıkardım. Tek yıllık rakam, içinde çok yüksek oranda gürültü taşıyor. Karar verirken yön gösterici olamayacak kadar dalgalı.

Beş yıl üstü süreklilik metriği neden daha güvenilir

Eğer bir fon yöneticisi gerçekten beceri sahibiyse, bu beceri tek bir yılın şanslı temasıyla değil, birkaç yıla yayılmış istikrarlı bir performansla görünmeli. Bu yüzden ben fon değerlendirmemde beş yıl ve üzeri süreyi temel zaman aralığı olarak alıyorum.

Beş yılın içine genelde farklı piyasa rejimleri sığar: bir yıl yükselen piyasa, bir yıl yatay piyasa, bir yıl düşen piyasa, bir yıl kur şoku, bir yıl faiz dönemeci. Eğer bir fon bu farklı rejimlerin hepsinde endeksin yakınında veya üstünde durabiliyorsa, oradaki performansın gürültüden çok beceriden geldiği daha güvenilir bir tahmin olur.

Sürekliliği ölçmenin pratik yolu şu: fon her takvim yılında karşılaştırma ölçütünün kaç defa üzerinde kapatmış. Beş yılın dördünde üzerinde, birinde altında ise oradaki yöneticinin bir mantığı var demektir. Beş yılın üçünde üstte, ikisinde altta ise sınır. Karar zorlaşıyor. Beş yılın ikisinde üstte, üçünde altta ise süreklilik yok demektir.

Fon yönetim ücreti tuzağı: net getiriden direkt düşer

Yatırımcının en sık atladığı kalem yıllık fon yönetim ücreti. Açıkçası ben de yıllarca bunu küçümsedim. Yıllık %1 ile %2 arasında değişen bir oran, ilk bakışta önemsiz gibi geliyor. Ama bu ücret brüt getiriden düşülüyor ve uzun vadede bileşik etkisi dramatik.

Şöyle düşünelim: aktif fon yıllık brüt getirisini %20 ile kapattı, yönetim ücreti yıllık %2 ise yatırımcının net getirisi yaklaşık %18 oluyor. Endeks aynı yıl %19 getiri yazdıysa, fon brüt olarak endeksi geçmiş gibi görünse bile yatırımcının cebine giren rakam endeks fonunun altında kalıyor.

Bunu uzun vadeye yaymak gerekiyor. Yıllık %2 ücret farkı, 10 yıllık dönemde toplam servete neredeyse %20’ye yaklaşan bir kayıp olarak yansıyor. Yani fon yöneticisinin endeksi geçmesi yetmiyor. Ücreti aşacak kadar geçmesi lazım. Bu eşik, çoğu aktif fon için göründüğünden zorlu bir eşik.

Türkiye fon ekosisteminin kendine özgü kısıtları

Türkiye fon ekosistemini değerlendirirken birkaç yapısal nokta var. Bunlar küresel literatürdeki “aktif yönetim endeksi yener mi” tartışmasına Türkiye boyutu ekliyor.

Birincisi, ölçek küçüklüğü. Pek çok fon görece küçük büyüklükte. Bu da yöneticinin yapısal alım gücünü ve maliyet avantajını sınırlıyor. Büyük ölçekli fonlar daha düşük komisyon, daha geniş araştırma kadrosu, daha kapsamlı veri kaynağına ulaşırken, küçük fon bu altyapıları kuramıyor.

İkincisi, dağıtım kanalı baskısı. Banka kanalı üzerinden satışı yüksek olan fonlarda, bankanın aldığı dağıtım komisyonu yatırımcının net getirisini sıkıştırıyor. Aynı fonun farklı sınıflarında bile getiri farklı olabiliyor. Çünkü dağıtım komisyonu sınıfa göre değişiyor.

Üçüncüsü, vergi tarafı. Hisse senedi yoğun fon, karma fon, borçlanma araçları fonu gibi farklı kategorilerin vergi rejimi farklı. Brüt karşılaştırma yaparken vergi etkisini katmadan yapılan değerlendirme yanıltıcı olabiliyor.

Dördüncüsü, raporlama derinliği. Fon portföy bilgilerinin ne kadar şeffaf raporlandığı, yatırımcının “yönetici ne yapıyor” sorusuna cevap bulabilmesini belirliyor. Düşük şeffaflıkta yatırımcı, yöneticinin gerçekten beceri mi yoksa şans mı kullandığını ayırt edemiyor.

Fon seçerken altı kriter: kontrol listesi

Bu deneyimden sonra fon seçimimi altı kritere indirgedim. Bu kriterler tek tek mutlak değil. Ama bir fon altı kriterin çoğunda zayıf çıkıyorsa, yıllık şampiyonluk verisine bakmak fazla bir şey değiştirmiyor.

Birincisi, performans sürekliliği. Beş yıl ve üzeri sürede kaç yılın karşılaştırma ölçütünün üzerinde kapatıldığı.

İkincisi, toplam ücret seviyesi. Yıllık yönetim ücreti ve dağıtım komisyonu birlikte. Net etkinin gerçek tutarı.

Üçüncüsü, portföy değişim sıklığı. Yöneticinin yıl içinde portföyü ne kadar sık döndüğü. Yüksek devir hızı çoğunlukla yüksek işlem maliyeti ve düşük tez disiplini anlamına geliyor.

Dördüncüsü, fon yöneticisinin kendi parasını fonda tutması. Yöneticinin fon hissedarıyla aynı çıkar tarafında olduğunu gösteren en somut işaret. Bu bilgi her zaman kolay erişilemiyor ama erişildiğinde değerli.

Beşincisi, raporlama şeffaflığı. Aylık portföy raporları, sektör dağılımı, ilk on hisse açıklaması gibi bilgilerin düzenli paylaşılması. Yatırımcının kararını destekleyen veri katmanı.

Altıncısı, açık karşılaştırma ölçütü. Fonun hangi endekse göre değerlendirildiği net olmalı. Karşılaştırma ölçütü olmayan ya da değiştirilen fonlarda performans değerlendirmek mümkün olmuyor.

Fon kategorisine göre tipik ücret bandı ve endeks geçme oranı

Aşağıdaki tablo, fon kategorilerine göre genel eğilimi özetliyor. Sayılar mutlak değil, gözleme dayalı kavramsal aralıklar. Her fonun kendi durumuna ayrıca bakmak lazım.

Fon kategorisiTipik yıllık ücret bandıBeş yılda endeks üstü kalma eğilimiYapısal not
Hisse senedi yoğun aktif fonOrta-yüksekDüşük-ortaÜcret eşiği yüksek, süreklilik nadir
Karma aktif fonOrtaDüşük-ortaVarlık dağılımı kararı belirleyici
Borçlanma araçları aktif fonDüşük-ortaOrtaFaiz rejimine bağımlılık yüksek
Endeks fonuDüşükTanım gereği endeks etrafındaMaliyet avantajı yapısal
Borsa yatırım fonuDüşükTanım gereği endeks etrafındaİşlem esnekliği avantajı
Tematik aktif fonYüksekÇok değişkenTema modaya bağlı

Bu tabloya bakınca dikkatimi çeken şey şu: ücret bandı düşük olan kategorilerin endeks etrafında kalma eğilimi yüksek. Ücret bandı yüksek olan kategorilerin endeksi sürekli olarak yenme oranı düşük. Yani ücret tarafı yatırımcı için yapısal bir engel oluşturuyor ve bu engel pek çok aktif fonun beş yıllık dönemde aşamadığı bir eşiğe denk geliyor.

Aktif fon mümkün mü, mümkünse hangi koşulda

Bence aktif fonun endeksi yenmesi mümkün. Ama nadir ve belli koşullara bağlı. Yönetici beceri sahibi olmalı, beceri ücreti aşmalı, ekosistem yapısal engeller getirmemeli, yatırımcı yöneticiyi seçerken doğru kriterlere bakmalı. Bu zincirin her halkası tutarsa aktif fon değer üretir. Bir halka koparsa endeks fonunun altına düşer.

Şahsen kendi pratiğimde aktif fonu tamamen reddetmedim, ama oranını küçük tuttum. Portföyün ana omurgası endeks fonu, üstüne küçük bir aktif fon dilimi şeklinde kurguladım. Ana omurga maliyet avantajı ile çalışıyor, küçük dilim ise “süreklilik gösteren bir yöneticinin beceri primi” denemesi olarak duruyor. Bu denemenin sonucu beklediğim kadar olmazsa kayıp sınırlı kalıyor. Beklediğim kadar olursa portföye katma değer üretiyor.

Pasif endeks fonu çoğu yatırımcı için makul taban

Pasif endeks fonu, yatırımcının beceri sahibi olmadan, çok zaman ayırmadan, düşük maliyetle piyasanın ortalamasını alabildiği yapı. Çoğu birey için bu, makul bir taban. Tabii ki “makul taban” demek “her zaman en iyi” demek değil. Ama bilgi, zaman ve disiplin yatırımının düşük olduğu durumlarda, endeks fonu uzun vadede aktif fonların önemli bir kısmının önüne geçiyor.

Burada bence ana mesaj şu: yatırımcı kendi profilini doğru okumalı. Eğer fon analizi yapacak zaman, ücret yapısını okuma sabrı, süreklilik kriterini takip etme disiplini varsa aktif fon denenebilir. Yoksa endeks fonu çoğunlukla daha sade bir tercih.


Kapanış

Aktif fonlar endeksi yenebilir mi sorusunun cevabı bence “bazıları, bazı dönemlerde, belli koşullarda yener”. Mesele bu özel kombinasyonu önceden bulabilmek. Önceden bulmanın en kullanışlı pusulası, tek yıllık şampiyonluk değil. Beş yıl ve üzeri süreklilik. Süreklilik gösteren fon çok az. Bulunduğunda ücret eşiği bir kez daha kontrol edilmeli.

Açıkçası bu yazıyı yazarken kendi kendime şu soruyu sordum: ben yatırımcı olarak fon seçerken zamanımı nereye harcıyorum, geçen yılın listesine mi yoksa yöneticinin son beş yılda hangi rejimlerden nasıl geçtiğine mi? İlkine harcanan saat çoğunlukla boşa, ikincisine harcanan saat çoğunlukla katma değer üretiyor. Soruyu kendime böyle sorduktan sonra fon seçimi süreci hem daha sade hem daha sakin oldu.