BIST -%40 yaparsa planın ne? Hava güzelken sormak lazım
Borsa yıllar içinde mutlaka büyük düşüşler yaşar. Önemli olan o gün geldiğinde ne yapacağına bugünden karar vermiş olmak.
Merhaba, ben Ali Kerem Güven. Bu yazıyı, gerçekten kötü bir piyasa anında değil; piyasanın görece sakin olduğu bir dönemde yazıyorum. Çünkü tecrübeyle gördüğüm bir şey var: panik anında plan yapılmaz. Panik anında sadece daha önce yapılmış planlar uygulanır ya da plan yoksa duygu uygular. BIST’in yıllar içinde defalarca yüzde kırk ve üzeri düşüşler yaşadığı bir piyasa olduğunu unutursak, o günler geldiğinde portföyümüzü duygunun keyfine bırakmış oluyoruz. Bu yazıyı hem kendime bir kontrol listesi olsun diye, hem de bireysel yatırımcı arkadaşların aynı egzersizi yapması için yazdım.
Açıkçası bu yazıyı yazmak benim için kolay olmadı. Çünkü kötü senaryoyu yazılı hâle getirmek, içten içe “böyle bir şey gerçekten olacak” diye kabul etmek demek; bu da insan psikolojisinin sevdiği bir egzersiz değil. Halbuki sevmediğimiz egzersizler, çoğunlukla en gerekli olanlar.
Tarihsel olarak BIST ne sıklıkla büyük düşüşler yaşıyor?
Borsa İstanbul’un kısa tarihinde bile birden fazla büyük çöküş yaşandı. 2008’deki küresel finansal kriz döneminde endeks aylar içinde yüzde elliyi aşan bir düşüş yaşadı. 2018’de yaşanan yerel ölçekli kur şoku, hem TL bazında hem dolar bazında portföylerde derin oyuklar açtı. 2020 başında küresel salgın haberiyle dünya borsaları birkaç hafta içinde tarihi düşüşler yaşadı; BIST de bu dalgadan nasibini aldı. Bu büyük olayların aralarında, daha küçük ama yine de yüzde yirmi-yirmi beş bandında düşüşler oldu.
Yani şu basit gerçeği görmek lazım: BIST’te kalıyorsan, ortalama olarak her birkaç yılda bir, yüzde kırk veya üzerinde bir düşüşle karşılaşıyorsun. Bu bir istisna değil, piyasanın normal davranışının bir parçası. İstisna olarak görmek, o düşüş geldiğinde sürpriz yaşamak demek; sürpriz yaşamak ise plansız kararlar vermek demek.
Şahsen ben başlarken bu gerçeği şöyle düşünüyordum: “İyi bir şirket alırsam düşüşten etkilenmem.” Yıllar içinde gördüm ki, kötü bir piyasa anında “iyi şirket - kötü şirket” ayrımı kalkıyor; her şey aynı anda satılıyor, çünkü insanlar şirket satmıyorlar, “risk” satıyorlar. Bu yüzden iyi şirketler de o döneme katlanmak zorunda kalıyor.
”Hava güzelken plan yapmak” mantığı
Bireysel yatırımcının en büyük yanılgılarından biri şu: “O zaman gelince ne yapacağıma karar veririm”. Halbuki o zaman geldiğinde karar verecek hâlde olmuyorsun. Çünkü ekrandaki kırmızı rakam, beynin rasyonel bölümünü değil, duygusal bölümünü çalıştırıyor. Adrenalin ve korku altında verilen kararlar, sakin kafayla verilen kararlardan çok farklı oluyor.
Bu yüzden tek geçerli yol, planı önceden yapmak. Hava güzelken portföyünü açıp “şu olursa şu yapacağım” cümlesini yazmak. O gün geldiğinde okuyup uygulamak. Ne kadar basit ne kadar zormuş gibi gelse de, bu basit ön hazırlık, yatırımcı dayanıklılığının en güçlü silahı.
Burada zihnime takılan asıl şey şu: planın güzel ya da mükemmel olması bile gerekmiyor. Sadece var olması yetiyor. Plansız bir yatırımcı, piyasada gördüğü her büyük hareketi panikle karşılayan bir yatırımcı; planlı bir yatırımcı, aynı hareketi “evet, bunu beklemiştim, şimdi X adımı uyguluyorum” diye karşılayan bir yatırımcı. Aynı piyasa, aynı düşüş; iki farklı yatırımcı için iki farklı deneyim.
Önceden hazırlanma kontrol listesi
Aşağıdaki tabloyu kendi pratiğimde kullanmaya başladığımdan beri, piyasa sertleştiğinde aldığım kararların kalitesi belirgin şekilde arttı. Liste karmaşık değil; soruları açıkça cevaplamak da çok zor değil. Zor olan tarafı, cevapları samimi vermek.
| Soru | Cevap nasıl olmalı | Neden önemli |
|---|---|---|
| Acil fon (üç-altı aylık gider) borsa dışında mı? | Mevduat, fon, altın gibi likit ve borsa korelasyonu düşük varlıklarda olmalı. | Borsa düşerken hayatın da daralırsa, en kötü zamanda satmak zorunda kalırsın. |
| Pozisyon büyüklüklerim yüzde kırk düşüşe dayanır mı? | Hiçbir tek pozisyon, portföyün üçte birini aşmamalı. | Konsantre portföy büyük düşüşte orantısız zarar yer; toparlanma da daha uzun sürer. |
| Kaldıraç kullanıyor muyum? Varsa azaltabilir miyim? | Kaldıraç varsa kademeli olarak kapatılmalı; sıfıra yakın olmalı. | Düşüş anında kaldıraç, kâr-zarar simetrisini bozar; pozisyonu zorla kapatma riskine sokar. |
| Hangi hissede yarın yüzde kırk düşüş olsa “almak isterim” diyebilirim? | Tezine güvendiğin, bilançosunu okuduğun, hikâyesini iyi bildiğin birkaç şirket. | Düşüş anında alacağın liste hazır olmazsa, panik atmosferinde araştırma yapmak imkansızdır. |
| Otomatik yatırım planım var mı? Düşüşte durur mu, devam eder mi? | Devam etmeli; ortalama maliyet aşağı çekmenin en etkili yolu. | Otomatik plan, duyguya rağmen disiplini sürdüren mekanizmadır. |
| Portföyümde en fazla kaybetmeyi göze alabileceğim oran ne? | Önceden belirlenmiş bir sayı olmalı; bu sayıya yaklaşıldığında plan devreye girmeli. | Belirsiz sınır, panik anında istediğin gibi yorumlanır; net sınır plan üretir. |
| Eşim ya da yakın çevrem portföyümün durumunu biliyor mu? | Genel hatlarıyla biliyor olmalı, sürpriz olmamalı. | Aile baskısı düşüş anında en sık panik tetikleyicisidir; önceden konuşulmuşsa baskı azalır. |
Bu tabloyu yılda iki kere açıp tekrar dolduruyorum. Bazı cevaplar yıldan yıla değişiyor, bazıları sabit kalıyor. Asıl değer, cevapları yazmaktan değil, aynı soruları her yıl tekrar tekrar sormaktan geliyor.
Acil fonun borsanın dışında olmasının önemi
Bu maddeyi ayrıca açmak istiyorum çünkü en sık atlanan ama en kritik madde. Bireysel yatırımcının yaptığı bir tipik hata, “borsa nasıl olsa getiri sağlıyor, paranın hepsini orada tutayım” diye düşünmek. Halbuki acil fonun amacı getiri değil, dayanıklılık.
Hayatında bir aksilik olur: işten çıkarılırsın, sağlık masrafı çıkar, evde beklenmedik bir gider olur. O an aklında olan tek soru “bu masrafı nasıl karşılarım” olmalı. Eğer o paranı borsada tutuyorsan, o gün borsanın hangi seviyede olduğu önemli oluyor. Borsa düşmüşse, hayatındaki o masraf seni zorla kötü fiyatta satıcı yapıyor. Bu, borsadaki en kötü olma şekli: satmak istemeden satmak zorunda olmak.
Şahsen ben üç-altı aylık giderlerimi karşılayacak bir miktarı borsa dışında tutuyorum. Bu miktar borsa yatırımımdan beklediğim yıllık getiriyi düşürüyor, çünkü o paranın da getirisi düşük. Ama karşılığında aldığım şey, borsada düşüş gördüğümde “satmak zorunda mıyım” sorusunu hiç sormamak. Bu özgürlük, kâğıt üstünde kaybettiğim getirinin çok ötesinde bir değer.
Pozisyon büyüklüğü ve dayanıklılık
Bir başka kritik madde: tek bir pozisyonun portföyün ne kadarını oluşturduğu. Eğer bir hissede portföyünün yüzde altmışı varsa, o hisse yüzde kırk düşerse portföyün toplamda yüzde yirmi dört civarında düşer. Sadece bir hissenin hareketiyle. Bu hareket, başka pozisyonların aynı yönde gitmesiyle birlikte daha da büyür.
Buna karşılık, hiçbir pozisyon portföyün üçte birini geçmiyorsa, o pozisyonun yüzde kırk düşüşü portföyde yüzde on üç civarında bir hareket yaratır. Hâlâ acı verici bir rakam ama kurtarılabilir, toparlanabilir bir seviye. Konsantrasyon, getiriyi maksimize ettiği gibi acıyı da maksimize eder; iki taraflı bir kılıç.
Burada bireysel yatırımcının yaptığı bir hata var: “Ben bu şirkete çok güveniyorum, bu yüzden büyük tutuyorum”. Güven duygusu, riski azaltmaz; sadece riski hissetmemeni sağlar. Hissetmediğin risk, gerçekleştiğinde en sert vurur. Pozisyon büyüklüğü güvene değil, riskin matematiğine göre belirlenmeli.
Volatilite kalıcı kayıp değildir
Bu cümleyi kendime sürekli tekrar ediyorum. Ekrandaki kırmızı rakam, satmadığın sürece kalıcı kayıp değildir. Kalıcı kayıp iki şekilde olur: ya sen panikle dipte satarsın, ya da şirketin temel hikâyesi gerçekten çökmüştür ve bir daha o seviyelere geri dönemez.
Bu iki sebep birbirinden çok farklı. Birinci sebep tamamen senin kararından geliyor; planlı yatırımcı bunu yapmaz. İkinci sebep şirketin hikâyesinden geliyor; bu yüzden tez kontrolü ve şirket seçimi başlangıçtan itibaren önemli. Eğer portföyünde temel hikâyesi sağlam şirketler varsa, yüzde kırklık bir genel düşüş, kalıcı kayıp değil, geçici bir yeniden fiyatlamadır.
Tarihsel örneklerin gösterdiği şey şu: BIST’in yaşadığı büyük düşüşlerin ardından, ortalama olarak birkaç yıl içinde piyasa eski tepelerini geçti; bazı sektörler çok daha hızlı toparlandı, bazıları daha yavaş, ama yön genel olarak yukarıydı. Bu da panik satışının matematiksel olarak neredeyse her zaman en pahalı karar olduğunu gösteriyor. Beklemeye dayanan yatırımcı, satışa dayanan yatırımcıdan istatistiksel olarak çok daha iyi sonuçlanır.
”Düşüş fırsattır” cümlesinin tehlikeli yanı
Sık duyduğumuz bir cümle: “Düşüşler fırsattır, ucuza topla”. Bu cümle teoride doğru, pratikte ise hazırlıksız kişiler için tuzak. Çünkü “fırsat” demek, fırsata ayrılmış sermayen olduğu anlamına gelir. Eğer paranın tamamı zaten yatırımdaysa, düşüşte “alacak paran” yoktur; sadece “düşen pozisyonların” vardır. Bu durumda “fırsat” cümlesi seni rahatlatmaz; sadece kaçırdığını düşündüğün bir cümleye dönüşür.
Bu yüzden hava güzelken bir “kuru cephane” tutmak önemli. Portföyün belirli bir yüzdesini nakit, mevduat ya da kısa vadeli enstrümanlarda tutarak, düşüş geldiğinde kademeli alımlar yapabilecek bir esnekliğe sahip olmak gerek. Bu cephane çok büyük olursa portföyün getirisini düşürür, çok küçük olursa fırsattan yararlanma kapasiteni yok eder. İkisi arasında bir denge bulmak şahsi ayar.
Benim için bu denge, portföyün yüzde on ile yüzde yirmi arasında bir nakit tamponu olarak şekillendi. Bu rakam piyasanın değerlenmesine göre biraz oynar; çarpanlar yüksekken nakit oranı yüksek, çarpanlar düşükken nakit oranı düşük. Ama hiçbir zaman sıfır olmaz; çünkü sıfır olduğu an, düşüş geldiğinde sadece izleyiciyim, oyuncu değil.
Kapanış
Bence ana mesaj şu: yüzde kırk düşüş bir gün mutlaka gelecek; mesele “ne zaman” değil “geldiğinde nasıl hazır olacağım”. Hava güzelken yapılan plan, fırtınada uygulanabilir bir plandır; fırtınada yapılmaya çalışılan plan ise plan değil, kurtarma operasyonudur.
Şahsi notum şu: yatırımcının asıl ayrımı, getiri tahmin etmek değil; kayıp anlarında doğru kararı verebilmek. Çünkü piyasanın iyi yıllarında herkes para kazanır; piyasanın kötü yıllarında sermayeyi koruyabilenler ise ortalamadan ayrışır. Bu ayrım, hava güzelken doldurduğun kontrol listesinden geçiyor; o günü beklemeden, bugün doldurduğun listeden.
Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir. Kararını kendi araştırmana göre ver.