Havayolu hissesi nasıl analiz edilir? RASK, CASK, doluluk üçlüsü
← Öğren · 9 dk okuma

Havayolu hissesi nasıl analiz edilir? RASK, CASK, doluluk üçlüsü

Havayolu yıllık ciroyu satış değil koltuk-kilometre ile ölçer. Bu üç metrik anlaşılmadan havayolu hissesi anlaşılmaz.

Merhaba, ben Ali Kerem Güven. Havayolu sektörü, BIST’te en sık dikkatimi çeken ama en zor okuduğum sektörlerden biri oldu. Sebebi basit: havayolunda bir uçağın koltuğu, sanayide bir ürünün adetiyle aynı şey değil. Boş giden koltuk, bir daha satılamayacak bir hizmettir; “gelecek ay satarım” diyemezsin.

Bu yazıda, havayolu hissesini bireysel olarak okumaya çalışırken kullandığım üç metrik üzerinden başlayıp, USD bazlı gelir-gider yapısı, mevsimsellik ve hub modeli gibi sektör özelinde önemli detayları derleyeceğim. Hisse ismi vermeyeceğim, sektörü okuma refleksini paylaşmak istiyorum.


1. AKK ve ÜYK: arzı ve talebi koltuk-kilometre ile ölçmek

Sanayi şirketinde “kapasite” üretim hattı kapasitesidir; “satış” satılan ürün adedidir. Havayolunda her ikisi de farklı tanımlanır.

AKK (Arz Edilen Koltuk-Kilometre): Şirketin uçurduğu koltuk sayısı ile o koltukların uçtuğu kilometre çarpımıdır. Yani “şirketin sunduğu kapasite”. Eğer 200 koltuklu bir uçak 1.000 km uçuyorsa, o uçuş 200.000 AKK üretir. Filo büyürse, uçuş ağı genişlerse, uzun mesafeli hatlar artarsa AKK artar.

ÜYK (Ücretli Yolcu-Kilometre): Aynı mantıkla, ama satılan koltukla çarpılan kilometre. Yani “talebi karşılayan kapasite”. 200 koltuklu uçakta 170 yolcu olduysa, 170 × 1.000 = 170.000 ÜYK olur.

Bu iki rakamın oranı, doluluk oranını verir.

PLF (Yolcu Doluluk Faktörü): ÜYK / AKK. Yani satılan koltuk-kilometrenin sunulan koltuk-kilometreye oranı. Genelde yüzde olarak ifade edilir. Bir havayolunun “ne kadar dolu uçtuğunu” söyler.

İngilizce karşılıklarıyla bu üç kavram ASK (Available Seat Kilometers), RPK (Revenue Passenger Kilometers) ve PLF (Passenger Load Factor) olarak geçer; raporları okurken bu kısaltmalara çok sık denk gelirsin.


2. RASK ve CASK: birim gelir, birim maliyet

AKK üzerinden tanımlanan iki temel verimlilik metriği var; bunlar sektörün özüdür.

RASK (Birim Gelir): Toplam gelir / AKK. Yani “şirket bir koltuk-kilometre kapasiteye karşı ne kadar gelir üretti?” Birim genelde kuruş cinsinden ya da USD/cent cinsinden takip edilir. RASK arttıysa şirket ya bilet fiyatlarını artırmıştır, ya doluluğu yükseltmiştir, ya da yan gelir kalemleri büyümüştür.

CASK (Birim Maliyet): Toplam operasyonel maliyet / AKK. Yani “şirket bir koltuk-kilometre kapasiteyi uçurmak için ne kadar harcadı?” Burada en büyük kalemler yakıt, personel, bakım, havalimanı ücretleri ve kira/leasing.

Açıkçası beni en çok etkileyen, işin sırrının RASK ile CASK arasındaki farkta saklı olmasıydı. RASK > CASK ise şirket o uçuştan operasyonel kâr üretiyor demektir. Bu fark genelde “RASK-CASK spread” diye anılır ve havayolunun kârlılık göstergesidir.

Ex-fuel CASK (Yakıt hariç birim maliyet): Yakıt maliyeti petrol fiyatına bağlı, çok oynak ve büyük ölçüde havayolunun kontrolü dışında. Bu yüzden yakıtı dışarıda bırakıp “şirketin kendi verimliliğine ne kadar hâkim olduğuna” bakmak için Ex-fuel CASK kullanılır. Yıllar içinde Ex-fuel CASK düşüyorsa, şirket gerçekten verimleşiyor demektir.

Aşağıdaki tabloda havayolu sektörünün temel metriklerini ve neyi ölçtüğünü topladım.

MetrikTanımNe Söyler
AKK (ASK)Koltuk × kilometreŞirketin sunduğu kapasite
ÜYK (RPK)Satılan koltuk × kilometreKarşılanan talep
PLFÜYK / AKKDoluluk oranı
RASKGelir / AKKBirim gelir
CASKMaliyet / AKKBirim maliyet
Ex-fuel CASKYakıt hariç maliyet / AKKKontrol edilebilir maliyet verimliliği
YieldBilet geliri / ÜYKYolcu başı kilometre başı bilet fiyatı

Yield, RASK’tan farklıdır: Yield bilet gelirini ÜYK’ya böler, yani sadece “satılmış” koltuklar üzerinden hesap yapar; RASK ise toplam geliri AKK’ya böler. İkisi birlikte okunduğunda hem fiyatlama gücü hem doluluk hakkında resim oluşur.


3. PLF: sağlıklı doluluk bantları

Doluluk oranı havayolunun “kalp atışı” gibidir. Çok düşükse uçuşlar zarar yazar; çok yüksekse şirketin kapasitenin altında kaldığı, talebin filodan büyük olduğu anlaşılır (büyüme fırsatı).

Aşağıdaki tablo, kafamda tuttuğum sağlıklı doluluk bantları. Sektörel ortalamaya göre değişir, hat türüne (kısa/uzun) göre kayar; sihirli sayı olarak değil, kontrol noktası olarak okunmalı.

PLF BandıPratik Yorumum
%70 altıDüşük doluluk; yapısal talep zayıflığı veya aşırı kapasite şüphesi
%70 - %78Yetersiz; şirket çoğu uçuştan zarar yazıyor olabilir
%78 - %84Tipik kârlı bant; sektörel ortalama yakını
%84 - %90Güçlü doluluk; fiyatlama gücü açılır
%90 üstüHat doygun; büyüme için filo eklenmesi gerekir

Şahsen doluluğu okurken hat türünü unutmamaya çalışıyorum. Yurt içi kısa mesafeli hatlarda %85 ortalama bir rakamken, uzun mesafe transatlantik hatlarda %78-80 bandı bile sağlıklı sayılabilir; çünkü uzun mesafe hatlarında bilet fiyatları daha yüksek, koltuk başı gelir daha yoğundur.


4. Yakıt hedge ve maliyet yapısı

Yakıt, havayolu maliyetlerinin yaklaşık üçte birini oluşturan, en oynak kalemdir. Petrolün dolar bazlı fiyatı ve TL/USD kuru üst üste binince, Türkiye’deki bir havayolu için yakıt iki başlı bir yaratık haline gelir.

Bu yüzden havayolları “hedge” yapar: gelecekteki yakıt ihtiyaçlarının bir kısmını bugünden vadeli kontratlarla sabitlerler. Ne kadar hedge edildiği şirketin politikasına göre değişir; çoğu havayolu yıllık ihtiyacının %30-60 arasını koruma altına alır. Hedge oranı yüksekse, şirket petrolün ani yükselişlerinden korunur; ama düşüşlerde de avantajdan yararlanamaz.

Hedge oranı, bilanço dipnotlarında ve faaliyet raporlarında açıklanır. Bireysel olarak bakarken benim sorduğum şu: “Önümüzdeki yılın ihtiyacının ne kadarı sabitlenmiş?” Yüksekse şirket yakıt sürprizlerine karşı korunaklı; düşükse petrol-kur dansının doğrudan etkisinde.


5. USD bazlı gelir-gider yapısı

Türkiye’deki havayolu şirketleri için kritik bir yapısal özellik: gelirlerin önemli bir bölümü USD veya EUR cinsindendir (uluslararası bilet, kargo, yolcu hizmetleri). Maliyet tarafında da yakıt USD, kira/leasing USD, bakım önemli ölçüde USD. Personel ve havalimanı ücretleri TL ağırlıklı olabilir.

Bence ana mesaj şu; bu yapı havayolu için “doğal hedge” anlamına gelir, gelir tarafındaki dövizle gider tarafındaki döviz büyük ölçüde dengelenir. Net YP (yabancı para) açığı veya fazlası burada kritik bir denetim noktası olur. Ben bir havayolu bilançosuna baktığımda, ilk gittiğim dipnotlardan biri “yabancı para pozisyonu” özetidir.

Şirketin fonksiyonel para birimi de USD olabilir; yani şirket finansallarını TL yerine doğrudan USD bazında raporlar. Bu durumda TMS-29 enflasyon muhasebesinin etkisi minimum olur ve yıllar arası karşılaştırma çok daha temiz bir zeminde yapılır. Bireysel okumada bu çok büyük bir kolaylıktır.


6. Mevsimsellik: aynı şirket farklı çeyreklerde farklı şirket

Havayolu sektörünün belki de en yanıltıcı yanı mevsimselliktir. Yaz ayları (özellikle 3. çeyrek) zirve dönemdir; turistik talep, yurt içi-yurt dışı yolcu trafiği bu dönemde patlar. Kış ayları (özellikle 1. çeyrek) çoğu zaman zayıf seyreder.

Burada zihnime takılan, üçüncü çeyreğin bir havayolu için yılın yarısından fazla operasyonel kârı tek başına üretebilmesi. Birinci çeyrek ise zaman zaman zarar yazılan dönem olabilir. Yatırımcı olarak şu soruyu sormak gerekiyor; aynı çeyreğin geçen yılki versiyonuyla karşılaştırma yapıyor muyum? “Geçen çeyreğe göre net kâr düştü” demek, sektörün ritmini bilmeyen bir okumadır.

Bireysel olarak baktığımda, bir havayolunda en güvenli yıllıklandırma TTM (son 12 ay toplam) rakamlardır. Çeyrek çeyrek okumak istiyorsan, mutlaka yıl-yıl karşılaştırma yapmalısın.


7. Hub modeli ve filo yapısı

Havayolu şirketleri stratejik olarak iki ana modelde örgütlenir:

Hub-and-spoke (merkezli ağ): Bir ya da birkaç ana hub üzerinden tüm hatlar dağıtılır. Yolcular hub’da aktarma yapar. Bu model, az sayıda uçuşla çok sayıda noktayı birbirine bağlamayı sağlar. Uzun mesafe ve transit yolcu için avantajlıdır. Ana riski, hub’da bir aksaklık olduğunda tüm ağı etkilemesidir.

Point-to-point (noktadan noktaya): Daha çok düşük maliyetli havayollarının (low-cost carriers) tercih ettiği model. Şehirler doğrudan birbirine bağlanır, aktarma az. CASK düşüktür ama uzun mesafede sınırlı kalır.

Bir havayolunu okurken, modelinin ne olduğu, filosunda kaç tip uçak bulunduğu (tek tip filo bakım maliyetini düşürür), uçakların yaş ortalamasının ne olduğu (yaşlı filo yakıt verimsizdir) gibi detaylar finansal görünümün arka planını oluşturur. Filo yenileme dönemlerinde CapEx artar, leasing yapısı değişir; bu da nakit akışı tablosunda belirgin izler bırakır.


Kapanış

Havayolu hissesini incelemek, sanayi şirketinden bambaşka bir mantık gerektiriyor. Satış adedi yerine ÜYK, kapasite yerine AKK, brüt marj yerine RASK-CASK farkı; tabloyu birim ekonomi üzerinden okumak şart. Doluluk, yakıt hedge oranı, USD bazlı yapı ve mevsimsellik bu okumayı tamamlayan parçalar.

Kesin söylemek zor ama burada paylaştığım bantlar şahsi kontrol listemin parçaları, mutlak doğru değil. Sektörün makro koşulları (turizm trafiği, kur, petrol) çok hızlı değiştiği için bu bantların yer yer kayması normal. Bilanço-tahmin-çarpan verilerini bir arada görmek istediğin durumlarda analiz araçları işini kolaylaştırabilir; bana göre hangi aracı kullanırsan kullan, havayolunda RASK-CASK üçlüsünü ana eksen olarak tutmak temel ilke olarak kalır.

Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir. Kararını kendi araştırmana göre ver.