Bileşik getirinin sessiz gücü: %3 ile %7 arasındaki 4 katlık servet farkı
Yıllık reel getirin %3 ile %7 arasında değişebilir gibi görünür ama 30 yıl sonra portföyünde 4 kat fark yaratır.
Merhaba, ben Ali Kerem Güven. Yatırıma yeni başlayan bir arkadaşıma birkaç yıl önce şu cümleyi söylediğimi hatırlıyorum, “yıllık reel getirin %3 ile %7 arasında değişiyor olabilir, ama bu bant kulağa geldiği kadar masum değil.” O an konunun aslında iki rakam arasındaki dar bir aralık olmadığını, 30 yıl sonra ortaya çıkan bambaşka iki dünya olduğunu yeterince anlatamadığımı düşündüm. Çünkü bileşik getirinin matematiği, kâğıt üzerinde küçük görünen farkları zamanla büyüten bir mekanizma. Bu yazıyı, o gün anlatmak isteyip de tam aktaramadığım şeyi, somut sayılar ve sade bir mantıkla ortaya koymak için yazıyorum.
Açıkçası bileşik getiri kavramını ben de yıllarca yanlış sezgilerle düşündüm. “Yılda %5 mi %7 mi, ne fark eder” diye geçiştirdiğim çok dönem oldu. Halbuki o iki rakam arasındaki fark, son yıllarda eğrinin patladığı kısmın tamamı kadar bir mesafeye karşılık gelebiliyor. Hisse adı, kişi adı yok. Sadece kavram, sayı ve bireysel yatırımcının bu sayılarla nasıl ilişki kurabileceği var.
Bileşik getiri tam olarak ne yapıyor?
Bileşik getiri, en sade haliyle “faizin faizi” kavramı. Bir yıl boyunca elinde tuttuğun para üzerine bir getiri eklenir. Ertesi yıl o getiri de kendi başına yeni bir getiri üretmeye başlar. Yıllar geçtikçe, üretilen yeni getiri, başlangıç sermayenden değil, geçmişte birikmiş tüm getirilerden besleniyor. Bu yüzden zaman uzadıkça eğri yatay durmuyor. Yukarı doğru kıvrılıyor.
Bireysel yatırımcı için kritik olan kısım şu, bu mekanizma anlık değil. Yani bir ay, bir yıl, hatta üç yıl sonra “şu kadar büyüdüm” diye bakman, bileşik getirinin gerçek gücünü görmen için yeterli olmuyor. Çünkü taban küçükken, getirinin getirisi de küçük kalıyor. Mutlak rakam olarak bir şey hissettirmiyor. Ama on yılları katarsan, taban da büyüyor, taban büyüdükçe getirinin getirisi de büyüyor. Eğri kendiliğinden dikleşmeye başlıyor.
Bence bileşik getirinin “sessiz” demesinin nedeni de bu. İlk yıllarda neredeyse hiçbir şey hissettirmiyor. Sonradan ise tek başına portföyün motoruna dönüşüyor. Sezgi, kısa vadeyi tahmin ederken seni doğru yönlendirebilir. Ama bileşik getiriyi anlamada genellikle yanıltır.
Türkiye’de “reel getiri” neden ayrı bir kavram?
Türkiye’de yatırım konuşulurken sık karıştırılan iki kavram var, nominal getiri ve reel getiri. Nominal getiri, doğrudan rakam üzerinden gelen büyüme. Portföyün yıl başında 100 idi, yıl sonu 130 oldu, nominal getirin %30. Reel getiri ise enflasyondan arındırılmış büyüme. Yıl içinde enflasyon %25 ise, satın alma gücün yalnızca %4 büyümüş demektir. Yatırımcı olarak satın alma gücü her şeydir. Çünkü gerçekte satın alacağın mal ve hizmet, nominal rakamla değil, reel rakamla ölçülüyor.
Bu yüzden bireysel yatırımcının kendi planını yaparken nominal değil reel getiri ile düşünmesi gerekiyor. Aksi halde tablolarda gözüne büyük gelen birikim rakamları, gerçek hayatta seni hayal kırıklığına uğratabilir. Şahsen kendi planımı çoktandır reel rakamlarla kuruyorum, çünkü en kritik kararı, “bu portföy bana 30 yıl sonra ne yaptırır” sorusu üzerinden veriyorum. O soru da nominal değil reel cevap istiyor.
Reel getirinin bir başka faydası da, farklı yatırım araçlarını sade bir ortak paydada karşılaştırmana izin veriyor olması. Mevduat, hisse, fon, döviz. Hepsinin nominal performansı çok farklı görünebilir, ama enflasyondan arındırdığında hangisi gerçekten satın alma gücü ürettiyse o, yatırımcının lehine çalışmış oluyor.
Tarihsel BIST reel getirisi: yaklaşık %5-8 bant
Geçmişe dönüp baktığımda, BIST hisselerinin uzun vadeli reel getirisinin kabaca %5 ile %8 arasında bir bantta dolaştığını görüyorum. Bu bant kesin değil. Seçilen dönem, ölçüm yöntemi, temettü dahil mi değil mi gibi detaylar rakamı oynatıyor. Ama uzun vadede konuştuğumuzda, bireysel yatırımcı için kafadaki referans bandın bu olması mantıklı.
Bence bu bantta gizli olan ana mesaj şu, BIST uzun vadede reel olarak kazandıran bir piyasa olabiliyor. Ama yıllık dalgalanması yüksek. Bir yıl %30 reel kazanabilirsin, ertesi yıl %20 reel kaybedebilirsin. Bandın ortalaması zamanla otururken, tek tek yılları sıralayıp baktığında bant gözükmez. Bandı görebilmek için en az 10 yıl, ideal olarak 20-30 yıl bakmak gerekiyor.
Bu da yatırımcı için iki şey demek. Birincisi, reel getiri varsayımını yıllık değil, on yıllık ortalama gibi düşünmek lazım. İkincisi, kısa vadeli yıl yıl beklenti yerine, uzun vadeli ortalama beklenti üzerinden plan yapmak çok daha sağlıklı. Aksi halde, bir kötü yıl yatırımcının bandı tamamen yanlış okumasına neden olabilir.
Aynı sermaye, aynı süre, farklı reel getiri
Bileşik getirinin asıl şaşırtıcı tarafı, küçük görünen reel getiri farklarının uzun vadede ne kadar büyük servet farkına döndüğü. Aşağıdaki tablo, aylık beş bin TL düzenli yatırımı 30 yıl boyunca farklı reel getirilerle çalıştırdığında ortaya çıkan kabaca rakamları gösteriyor. Tablo tam matematik değil, kavramsal bir resim için yaklaşık değerler.
| Aylık ekleme | Süre | Yıllık reel getiri | Yaklaşık reel birikim |
|---|---|---|---|
| 5.000 TL | 30 yıl | %3 | ~2.910.000 TL |
| 5.000 TL | 30 yıl | %5 | ~4.080.000 TL |
| 5.000 TL | 30 yıl | %6 | ~4.890.000 TL |
| 5.000 TL | 30 yıl | %7 | ~5.890.000 TL |
| 5.000 TL | 30 yıl | %8 | ~7.110.000 TL |
Bu tablo bireysel yatırımcının zihnine birkaç şeyi oturtuyor. Birincisi, %3 ile %8 arasındaki reel getiri farkı, kâğıt üzerinde dar görünmesine rağmen, 30 yıl sonra portföyde yaklaşık iki buçuk kat fark üretiyor. Eğer bandı %3 ile genişletip %12 gibi bir rakama da bakarsan, fark dört katına yaklaşıyor. Yani reel getirinin yarı puanı bile, on yılların sonunda çok somut sayılara karşılık geliyor.
İkincisi, aynı disiplinle aylık ekleme yapan iki yatırımcıdan biri yalnızca daha düşük maliyetli, daha sakin bir portföy taşıyor olsa bile, son rakamı milyonlarla ayrılan farklı bir yere ulaşabiliyor. Yani “küçük” bir getiri farkı diye geçiştirilen ayrım, gerçekte hayat planını şekillendiriyor.
Şahsen bu tabloya defalarca farklı varsayımlarla baktım. Her seferinde aynı duyguya geri döndüm, küçük gibi görünen rakamların büyük gibi görünen rakamlardan daha güçlü olduğu tek alan bence yatırım. Çünkü zaman, küçük rakamların çarpanı.
Tasarruf oranı, reel getiri ve süre üçlüsü
Bileşik getiri tek başına anlamlı bir kavram değil. Üç değişkenli bir denklemin parçası. O üç değişken, tasarruf oranı, reel getiri ve süre. Bireysel yatırımcı bu üçünü birlikte düşündüğünde, denklem oturuyor. Tek tek birine yüklendiğinde ise plan yamuk kalıyor.
Tasarruf oranı, denklemin senin tarafından en kontrol edilebilir parçası. Aylık ne kadar yatırabildiğin, doğrudan bütçenin bir sonucu. Reel getiri, büyük ölçüde piyasa ve şirketlerin elinde. Sen sadece varlık dağılımı ve maliyet üzerinden bunu kısmen yönetiyorsun. Süre ise yine senin elinde, ama bu kez “ne kadar erken başladığın” kararıyla.
Bence ana mesaj şu, üçünü birlikte iyileştirmek, yalnızca birini iyileştirmekten her zaman daha verimli. Reel getiriyi %5’ten %7’ye çıkarmak için harcadığın enerjinin bir kısmını, tasarruf oranını yukarı çekmeye veya başlangıç tarihini öne almaya verirsen, denklemin sonuç rakamı çoğu zaman daha hızlı büyüyor. Çünkü bileşik getiri ne kadar büyük taban ve ne kadar uzun süre üzerinde çalışırsa, o kadar verimli çalışıyor.
Yapılması gereken küçük şey: disiplin ve maliyet düşürme
Bileşik getirinin gücünü almanın yolu, kontrol edebildiğin iki kaldıraçtan geçiyor. Birincisi disiplin. Aylık ekleme yapmayı kaçırmamak, kötü piyasada satmamak, iyi piyasada erken çıkmamak. İkincisi maliyet. İşlem komisyonları, fon yönetim ücretleri, gereksiz alım satımlar, vergi planlamasındaki ihmaller. Hepsi yıllık reel getirinden sessizce küçük dilimler kopartıyor. O küçük dilimler, bileşik getiri penceresinden bakıldığında çok daha büyük rakamlara dönüşüyor.
Şahsen kendi yatırım sürecimde, getiriyi artırmak için harcadığım enerjiden çok, maliyeti düşürmek için harcadığım enerjinin daha kalıcı sonuç verdiğini gördüm. Çünkü maliyet, kontrol edebildiğin bir kalem. Getiri, büyük ölçüde değil. Aynı şey disiplin için de geçerli. Aylık ekleme talimatını otomatik kuran bir yatırımcı, “bu ay yatırayım mı yatırmayayım mı” kararını her ay yeniden vermek zorunda kalmıyor. Karar bir kere veriliyor, gerisi sistem.
Bence bireysel yatırımcının en küçük ama en etkili adımı bu. Disiplini sisteme dönüştürmek, maliyetleri yıllık olarak gözden geçirmek. Bu iki kaldıraç, reel getiri bandının üst tarafına yaklaşmana sessiz biçimde yardım ediyor.
Ulaşılabilir hedef: realist beklenti çerçevesi
Bireysel yatırımcı için en yaralayıcı şey, gerçekçi olmayan beklenti. “Yılda %30 reel getiri yaparım” diye başlayan bir plan, bir kötü yılda dağılır. Çünkü beklenti dünya gerçeğine oturmuyor. Halbuki uzun vadede %5 ile %8 reel getiri bandını referans alan bir plan, dalgalanmalara karşı çok daha dirençli oluyor.
Bence ulaşılabilir hedef şu, bireysel yatırımcı için yıllık ortalama %5-7 bandında reel getiri makul bir referans. Bunun üstüne çıkmak mümkün. Ama “garanti” değil, “olası” kategorisinde tutmak gerekiyor. Bunun altına düşmek de mümkün. O yüzden plan yaparken alt sınıra biraz daha yakın bir rakamla başlamak, zamanla yukarı revize etmek daha sağlıklı.
Açıkçası ben de uzun zamandır bu çerçeveyi kullanıyorum. Plan yaparken alt bandı, raporlama yaparken gerçekleşen rakamı, hedef güncellemesi yaparken üç yıllık ortalamayı baz alıyorum. Bu sayede tek bir iyi ya da kötü yıl, planımı sarsmıyor. Bileşik getiri ne kadar büyüklerse o kadar büyür. Ama yatırımcı kendi beklentisini kontrol edemezse, en güzel matematiği bile ziyan etmek mümkün.
Kapanış
Bence ana mesaj şu, bileşik getiri sihir değil. Matematik. %3 ile %7 arasındaki bant kâğıt üzerinde dar görünüyor olabilir, ama aynı sermaye, aynı süre üzerine bindiğinde son rakamı yaklaşık dört kata kadar ayıran bir mesafeye dönüşüyor. Bu yüzden reel getiri varsayımı, plan yaparken hafife alınacak bir detay değil. Planın iskeletini kuran bir karar.
Açıkçası benim kendi yıllarımdan çıkardığım en kalıcı ders şu, erken başlamak en büyük avantaj. Çünkü bileşik getirinin sessiz tarafı, yıllar geçtikçe yüksek sesli olmaya başlıyor. Eğer eğrinin patladığı son on yılı yaşamak istiyorsan, ilk yirmi yıl sabırla beklemek lazım. Bu sabrın karşılığı, yıllık reel getiri farkı ne olursa olsun, son rakamda kendini gösteriyor. Bileşik getiri sihir değil. Sabır ve disiplin.
Senaryolarını kendi rakamlarınla görmek istersen, hesapkitap.site’in erken emeklilik aracı reel getiri varsayımını oynatarak portföyünün 10, 20, 30 yıl sonra nereye varabileceğini anlık gösteriyor. Aynı sermayeyi farklı reel getirilerle çalıştırdığında ortaya çıkan rakam farkını canlı görmek, kâğıt üzerindeki küçük yüzdelerin gerçek hayatta ne kadar büyük bir mesafeye karşılık geldiğini somutlaştırıyor.