Analiz aracı neden gerekli? Şirket kartını ve oranları okumak
Yüzlerce şirketin oranlarını elle izlemek zor. Analiz aracının şirket kartını nasıl okuyacağını ve F/K, PD/DD gibi oranları nasıl yorumlayacağını anlattım.
F/K’nın ne anlattığını, borcun nasıl okunduğunu, kârın kasaya nakit olarak girip girmediğine neden bakıldığını artık biliyorsun. Bunu tek bir şirket için bir kez yapmak kolay. Onlarca şirket için, her üç ayda bir, yıllarca yapmak ise bambaşka bir iş. Bilanço dosyalarını tek tek açıp rakamları tabloya elle girerek de ilerleyebilirsin, ama bir noktadan sonra bu iş ikinci bir mesaiye dönüşür. Ben işi ikiye bölüyorum. Veriyi toplamak ve oranları hesaplamak dijital bir asistanın işi. Düşünmek ve karar vermek benim işim. Bu ayrımı, şirket kartını hangi sırayla okuduğumu ve tek bir oranın neden kıyaslanmadan pek bir şey söylemediğini anlatayım.
Elle takip neden sürdürülemez?
Bir düşün. Diyelim 50-100 hisseyle ilgilenmek istiyorsun. Her çeyrek yeni finansal tablolar açıklanıyor. Sen de her seferinde şunları takip edeceksin:
- F/K (fiyat/kazanç) ve PD/DD (piyasa değeri/defter değeri),
- Net borç ve net borç/FAVÖK,
- Satış ve kâr büyümesi,
- Temettü verimi.
Üstelik bunu bir kez değil, yıllar boyunca sürdüreceksin. Her dönem oranları yeniden hesaplayacak, geçmişle kıyaslayacak, sektöre bakacak, not alacaksın.
Bunu tamamen elle yaptığında iki sonuçtan biri çıkıyor. Ya gerçekten işin bu oluyor. Ya da iki bilanço dönemi sonra “boş ver” deyip yeniden tüyo, sosyal medya ve forum döngüsüne düşüyorsun. İkincisi, elle takibin en büyük riski. Takibi sürdürmekten yorulduğunda kararların yeniden rastgele olmaya başlıyor.
Araç ne yapar, sen ne yaparsın?
Ben bu yüzden işleri ayırıyorum. Veriyi toplamak, oranları hesaplamak ve ekranda düzenlemek makinenin işi. Karar vermek benim işim.
Bu “dijital asistan” rolü için ben InvestingPro kullanıyorum. Sen başka bir platform da tercih edebilirsin, mantık aynı kalıyor. Bu tür araçlar sana şunları sağlıyor:
- Farklı kaynaklardan veri toplama derdini çözüyor.
- Veriyi anlamlı ekranlara bölüyor.
- Temel oranları senin yerine hesaplıyor.
- Sonuçları özet tablolar ve grafikler hâlinde önüne getiriyor.
Ama bazı sorular hâlâ senin sorumluluğunda:
- Şirket ne iş yapıyor?
- Bu iş 5-10 yıl sonra hâlâ mantıklı mı?
- Sektör, rekabet ve düzenleme riskleri neler?
Araç sana “Net borç/FAVÖK kaç?”, “Son 5 yılda satış ve kâr nasıl değişti?”, “F/K sektör ortalamasına göre nerede?” gibi soruların cevabını hızla verir. Böylece vaktini veri toplamaya değil, düşünmeye harcarsın. Bu araç düşünen zihin değil, bir veri sekreteri.
Şirket kartında beş sütun
Bir hisseye bakarken beş sütuna odaklanmak işini kolaylaştırır: kârlılık, büyüme, borç, nakit akışı ve değerleme. Bir analiz aracında şirket sayfasını açtığında bu beş sütunun neredeyse tamamını tek yerde görebiliyorsun. Ekranların adı ve düzeni zamanla değişebilir. Ama okuma sırası genelde şöyle:
Şirket tanımı. Şirketin hangi sektörde olduğu, ne iş yaptığı ve gelirini nereden kazandığı kısaca anlatılır. Bunu okuduktan sonra tek bir soruya cevap verebilmelisin: “Bu şirket ne satıyor, kime satıyor?”
Temel oranlar. F/K, PD/DD, piyasa değeri, temettü verimi ve kâr marjları gibi özet değerler çoğu zaman tek blokta durur. Burada şu soruları sorarsın: F/K sektöre göre çok mu yukarıda? PD/DD defter değerine göre ucuz mu, pahalı mı? Temettü verimi ciddi bir gelir kaynağı mı, yoksa sembolik mi?
Kârlılık ve büyüme. Son yılların satış grafikleri, net kâr eğilimi, net kâr marjı ve özsermaye kârlılığı (ROE) burada görünür. Tek tek rapor indirmeden en az 5 yıllık genel tabloyu görebilirsin.
Borç ve nakit. Toplam borç, nakit, net borç ve net borç/FAVÖK yan yana durur. “Bu borç, bu FAVÖK ile taşınabilir mi?” sorusunun cevabını burada ararsın.
Nakit akışı. Faaliyetlerden elde edilen nakit akışı pozitif mi? Şirket ana işinden gerçekten nakit üretebiliyor mu, yoksa sadece kâğıt üzerinde kâr mı yazıyor? Bu ayrımı nakit akış tablosu yazısında ayrıntılı anlattım.
Bu bölümde en çok önemsediğim kalem serbest nakit akışı. Faaliyetlerden gelen nakitten, mevcut işi sürdürmek için gereken yatırım harcamaları düşülünce geriye kalan para. Yani şirketin gerçekten serbestçe kullanabileceği nakit. Kâr kâğıt üzerinde yazılabilir, ama serbest nakit akışı ancak para gerçekten kasaya girdiğinde oluşur.
Serbest nakit akışının artıda olması yetmez. Bir sonraki soru şu: Şirket bu parayı ne yapıyor? Üç ihtimal var:
- Ortağıyla paylaşıyor. Temettü dağıtıyor ya da kendi hissesini geri alıyor. Şirket sana para vermeli, senden para istememeli. Kârını nakde çevirip ortağıyla paylaşan şirket, yönetimin dürüstlüğü hakkında da iyi bir sinyal verir.
- İşine yatırıyor. Yeni kapasite, yeni ürün ya da yeni pazar için harcıyor. Bu yatırımlar ileride daha fazla kâr ve nakit olarak geri dönüyorsa ortak olarak senin de işine yarar.
- Çarçur ediyor. Para ana işle ilgisi olmayan alanlara, getirisi belirsiz projelere ya da hakim ortağın başka şirketleriyle yapılan işlemlere gidiyor. Bu durumda şirket nakit üretse bile o nakit senin cebine hiç dönmeyebilir.
Hangisinin olduğunu görmek için birkaç yılın nakit akışına, dağıtılan temettülere ve yatırım kalemlerine birlikte bakarsın. Hakim ortak ile küçük ortak arasındaki çıkar çatışmasını vekalet sorunu yazısında anlattım.
İlk bakışta hızlı ön eleme
Yeni bir hisseye bakacağım zaman önce şirket kartını açıyorum. 2-3 dakika içinde kendime üç soru soruyorum:
- İşini anlıyor muyum?
- Rakamlar karışık ve bulanık mı, yoksa fena değil mi?
- Kârlılık ve büyüme tarafı benim kriterlerime uyuyor mu?
Bu üç sorudan geçemeyen şirkete daha fazla zaman ayırmıyorum. Geçenleri ise daha ayrıntılı inceliyorum. Yani öğrendiğin teorik oranlar, şirket kartında hızlı bir karar filtresine dönüşüyor. Bu ön elemeyi daha sistemli yapmak istersen 30 dakikada şirket tarama yazısındaki adımlara bakabilirsin.
Bir oran tek başına ne söyler?
F/K, PD/DD ve temettü verimi teoride kolay. Asıl zorluk pratikte şu soruda: “Bu sayı tek başına ne ifade ediyor?” Cevap çoğu zaman “pek bir şey ifade etmiyor” olur. Sayıyı anlamlı kılan şey kıyaslamadır. İyi bir analiz aracı sana bu kıyası üç katmanda yapma imkânı verir.
Sektör ortalamasıyla kıyas. F/K ve PD/DD’nin yanında çoğu zaman sektörün ya da benzer şirketlerin değerleri de görünür. Örneğin şirketin F/K’sı 8, sektörün 15 ise şunu düşünürsün: Piyasa bu şirketi ya bir sebeple cezalandırıyor ya da henüz fark etmemiş. Hangisi olduğunu bulmak senin işin.
Tarihsel ortalamayla kıyas. Şirketin geçmiş yıllardaki ortalama F/K’sını bugünküyle yan yana görebilirsin. Geçmişte 12-13 F/K bandında işlem gören bir şirket bugün 8 F/K’dan işlem görüyorsa, temeller bozulmadıysa bu bir fırsat olabilir. Tersi de mümkün. Normalde 8-9 F/K ile işlem gören şirkete piyasa bugün 18 F/K veriyorsa, fiyatta coşku ve beklenti payı olabilir.
Ama tarihsel bandın çok üstündeki bir F/K otomatik olarak “pahalı” demek değil. Diyelim şirketin yeni bir yatırımı gelecek yıl devreye girecek ve kârını kalıcı olarak 3 katına çıkaracak. Fiyat aynı kalırsa bugün 18 olan F/K, kâr 3 katına çıktığında 6’ya iner. Bu da şirketin kendi tarihsel bandının bile altında demek. Bu durumda asıl soru, kârdaki artışın gerçekten gelip gelmeyeceği ve kalıcı olup olmayacağı. Yüksek bir F/K gördüğünde “pahalı” deyip geçme. “Piyasa neyi fiyatlıyor ve bu beklenti gerçekçi mi?” diye sor.
Kârlılıkla birlikte okumak. PD/DD 3 olabilir ve “pahalı” görünür. Ama şirket çok yüksek özsermaye kârlılığıyla sermayesini hızla büyütüyor olabilir. PD/DD 0,8 olabilir ve “ucuz” görünür. Ama iş modeli zarar görmüş, borç yükü ağır ve kâr yok olabilir. Oranları marj, ROE ve net kâr eğilimiyle aynı ekranda görmek bu hatayı azaltır.
Bu çarpanların hangi sektörde güçlü, hangisinde yanıltıcı olduğunu değerleme çarpanları yazısında, PD/DD’nin 1’in altına düşmesini ise defter değerinin altındaki hisseler yazısında anlattım.
Ekrandaki sayı bir hikâyenin parçası
Program PD/DD’yi düşük gösterdi diye hisse ucuz olmaz. Ama PD/DD, F/K ve kârlılık ile büyüme tablosu birlikte okunduğunda sana bir hikâye anlatmaya başlar.
Örneğin düşük F/K, sektörün altında bir çarpan, son yıllarda istikrarlı büyüyen satışlar ve azalan borç aynı ekranda görünüyorsa, şu soruyu sormak gerekir: “Piyasa neyi görmüyor ya da ben neyi görmüyorum?” Aynı düşük F/K, eriyen marjlar ve artan borçla yan yana duruyorsa hikâye bambaşka olur.
Araç bu parçaları hızlıca önüne koyar. O hikâyeyi dinlemek, sorgulamak ve kararı vermek ise sana kalır. Bu yüzden ekrandaki her sayıyı bir cevap olarak değil, bir soru olarak okumayı alışkanlık hâline getir.
Kendi tarzına uyan bir analiz aracını denemek istersen InvestingPro şirket kartları, sektör kıyasları ve geçmiş yıllara uzanan verileri tek yerde sunuyor. Ama hangi aracı seçersen seç, okuma disiplini aynı kalıyor.
Kapanış
Yüzlerce şirketi, her üç ayda bir, yıllarca elle takip etmek çoğu kişi için sürdürülebilir değil. Bir analiz aracı veri toplama ve oran hesaplama yükünü üstlenir. Sen de şirketin işini anlamaya, oranları kıyaslamaya ve karar vermeye odaklanırsın. Şirket kartı ilk elemeyi hızlandırır. Nakit akışında da kârın kasaya girip girmediğine ve şirketin bu nakdi ne yaptığına bakarsın. Oranlar ise ancak sektörle, geçmişle ve kârlılıkla birlikte okunduğunda anlam kazanır.
Bir sonraki adım, tek tek şirkete bakmadan önce yüzlerce hisse arasından aday çıkarmak. Bunu tarama aracı ve adil değer yazısında anlattım. F/K’yı daha derin yorumlamak istersen F/K oranı yorumlama rehberi yazısına da göz atabilirsin.