61-90. gün ve sonrası: yatırımı kalıcı bir sisteme çevirmek
90 günlük yolun son ayı. Yazılı alım ve satım kurallarını, haftalık ve üç aylık rutini, duygu günlüğünü, kriz talimatı notunu ve ekrana bakma sınırını anlattım.
Artık para düzenin var, ilk küçük yatırımlarını yaptın ve veri aracına alıştın. Ama heves bir süre sonra söner. Bunu önlemek için bu süreci tek seferlik bir denemeden çıkarıp uzun vadeli bir sisteme dönüştürmen gerekiyor. 90 günlük yolun son ayında yazılı kurallar, düzenli rutinler ve zihni güçlendiren üç küçük egzersiz var.
Yazılı alım kuralların
Son ayın ilk adımı, 61-70. günlerde kurallarını yazmak.
Çok ayrıntılı olmasına gerek yok. Ama bir A4 sayfasında açıkça yazılı olsun. Önce alım kurallarını yaz. Örneğin:
“Şu özellikleri taşıyan şirketleri alırım:
- En az X yıldır kâr eden,
- Borcu FAVÖK’üne göre belirlediğim bandın altında olan,
- Satış ve kârı son yıllarda enflasyonun üzerinde büyüyen,
- F/K oranı kendi beş yıllık ortalamasına göre makul olan,
- İşini iki cümlede anlatabildiğim.”
Buradaki X’ler ve bantlar senin kararın. Önemli olan rakamların kesinliği değil, bir karar anında bakabileceğin yazılı bir çerçevenin var olması. Geçen ay yaptığın ilk alımlarda tuttuğun notlar bu sayfanın iyi bir başlangıç noktası olabilir.
Bir şirketin makul fiyatını kendi hesabınla bulmak istersen adil değer nasıl hesaplanır yazısına göz atabilirsin.
Yazılı satış kuralların
Aynı sayfanın ikinci yarısına satış kurallarını yaz. Satmayı düşüneceğin durumlar şunlar olabilir:
- Temel bozulursa. Yani kâr kalıcı biçimde erirse ya da borç patlarsa.
- İş modeli kalıcı bir darbe alırsa. Örneğin bir yasal düzenleme değişikliği ya da teknolojik bir yıkım.
- Hisse portföyde niyet ettiğinden çok daha büyük bir paya ulaşırsa.
- Fiyat, senin adil değer bandının çok üzerine çıkarsa ve yeni bir alıcı için risk-getiri dengesi bozulmuşsa.
- Alım tezin bozulursa. Diyelim şirketin kârını 5 katına çıkaracağını düşünerek aldın. Şirkette kötü bir şey olmadı ama kâr 5 değil 2 katına çıktı ve bundan sonra da bu seviyede kalacak gibi duruyor. Şirket kötü değil, ama seni alıma ikna eden hikâye artık geçerli değil. Bu durumda pozisyonu yeni gerçeğe göre yeniden değerlendirirsin.
- Pozisyon psikolojik olarak artık uykunu kaçırıyorsa.
Bu listede “fiyat düştü” diye bir madde olmadığına dikkat et. Satış kararını fiyatın kendisine değil, şirkete ve kendi portföy dengene bağlıyorsun.
Bu kâğıdı yazıp sakla. Kriz anında ilk bakacağın yer burası olacak. Doğru ve yanlış satış sebeplerini hisseyi ne zaman satmalı yazısında, bozulan bir tezle ne yapılacağını da tezi bozulmuş pozisyonu tutmak yazısında ayrıntılı anlattım.
Haftalık rutin
Rutin olmadan sistem yürümez. Bu yüzden 70-80. günlerde haftalık bir kontrolle başlayarak kendine bir takvim kur.
Haftada bir gün 30-45 dakika ayır:
- Portföyüne kısaca bak. Bugün temeli bozulan bir pozisyon var mı? Ağırlıkların hedeflediğin gibi olup olmadığına ise ayda bir bakman yeterli, bir hissenin payının sessizce büyüdüğünü haftalık bakışta çoğu zaman fark etmezsin.
- İzleme listene göz at. Hedeflediğin fiyat bandına yaklaşan bir hisse var mı?
- Haberleri kısaca tara. Tek bir soruyla: “Temeli bozan bir şey var mı?”
Ağırlıkları takip etmeyi kolaylaştıran bir yöntem, portföyü katmanlara ayırmak. Bunu çekirdek-uydu portföy yazısında anlattım. Hangi şirket haberlerinin gerçekten önemli olduğunu ayırt etmek için de KAP haberleri yazısına bakabilirsin.
Üç aylık bilanço kontrolü
Takvimin ikinci parçası bilanço dönemleri. Şirketler finansal sonuçlarını üç ayda bir açıklar. Her bilanço döneminde 1-2 saat ayır ve portföyündeki her şirket için kısa bir genel kontrol yap:
- Satışlar ve kâr geçen yılın aynı dönemine göre ne durumda?
- Kâr marjları korunuyor mu, eriyor mu?
- Borç ve nakit dengesi bozulmuş mu?
Bu kontrolün iki olası sonucu var. Temeli bozulan bir şirket görürsen, yazdığın satış kurallarına göre pozisyonu yeniden değerlendir. Temeli güçlü olduğu hâlde fiyatı düşen bir şirket görürsen, bunu bir “indirim dönemi” olarak not al.
Bu rutinler bir kez oturduğunda yatırım artık aklına geldikçe bakılan bir hobi olmaktan çıkar. Hayatında belli bir takvime oturmuş, düzenli bir sürece dönüşür.
Duygu günlüğü
Son on gün, yani 80-90. günler, biraz da zihni güçlendirme dönemi. Bunun için üç küçük egzersiz öneriyorum. İlki duygu günlüğü.
Dikkat çekici bir hareket olduğunda, örneğin sert bir düşüş, sert bir yükseliş ya da büyük bir alım satım kararı öncesinde, 30 saniye ayır ve not al:
“Şu hissede şu oldu. Kendimi böyle hissediyorum. Aklımdan şu geçiyor.”
Ay sonunda bu notları baştan oku. Seni nelerin harekete geçirdiğini görmeye başlayacaksın. Hangi durumlarda acele ettiğini, hangi haberlerin seni korkuttuğunu, hangi yükselişlerin seni açgözlü yaptığını. Kendi davranış kalıbını bilmek, onu bir sonraki sefer fark edebilmenin ilk şartı.
Kriz talimatı notu
İkinci egzersiz kısa bir not yazmak. Sakin bir günde, kendine şöyle bir talimat bırak:
“Piyasa %X kadar düşerse:
- Önce portföyümdeki şirketlerin temel verilerine bakacağım,
- Sosyal medyada geçirdiğim süreyi azaltacağım,
- Temeli bozulmayan şirketlerde panikle satış yapmayacağım,
- İndirim fırsatları için izleme listemi kontrol edeceğim.”
Gerçek kriz geldiğinde bu not, sakin bir anda kendine yazdığın bir talimat olacak. Panik anında yeni bir plan kurmak çok zordur. Önceden yazılmış bir planı uygulamak ise çok daha kolay.
Bu notu daha kapsamlı bir hazırlığa çevirmek istersen BIST %40 düşerse planın ne? yazısındaki kontrol listesini ve borsa düşerken ne yapmalı yazısındaki kriz protokolünü kullanabilirsin.
Ekrana bakma sınırı
Üçüncü egzersiz bir sınır koymak. Fiyat ekranına ne sıklıkla bakacağına önceden karar ver. Örneğin: “Fiyat ekranına günde en fazla üç kez bakacağım.”
Kalan zamanını bilançoya, oranlara ve şirket haberlerine ayır. Önceliğin fiyatın kendisi değil, fiyatın arkasındaki hikâye olsun.
Günde üç kez bir başlangıç noktası. Ekrana ne kadar sık bakarsan küçük dalgalanmalar o kadar büyük olaylar gibi hissettirir. Zamanla ekrana daha da seyrek bakabilirsin. Bunun neden işe yaradığını volatilite kayıp değildir yazısında anlattım.
90 günün sonunda nerede olacaksın?
Bu yol haritasını kendi koşullarına göre esnetebilirsin. Tarihler birkaç gün kayabilir, adımların yeri değişebilir. Ama özünde, üç ayın sonunda şunların büyük kısmı gerçekleşmiş olacak:
- Her ay maaşını harcamadan önce kendine ödeme yapan biri olacaksın.
- Harcamalara karışmayan, otomatik beslenen bir birikim hesabın olacak.
- En az 2-3 şirkete, bilinçli bir şekilde, küçük de olsa ortak olmuş olacaksın.
- Yatırım kararların için yazılı kuralların olacak.
- Dijital veri aracını bir tüyo kaynağı gibi değil, verini hızlıca getiren bir sekreter gibi kullanıyor olacaksın.
- Fiyat gürültüsüne değil, kendi hedeflerine, yazılı ilkelerine ve sistemine odaklanan bir yatırımcı olarak ilk kez gerçekten yola çıkmış olacaksın.
Kapanış
Son ay, yatırımı bir hevesten bir sisteme çevirdiğin ay. Alım ve satım kurallarını tek bir sayfaya yazıyorsun. Haftalık ve üç aylık rutinlerini takvime oturtuyorsun. Duygu günlüğü, kriz talimatı notu ve ekrana bakma sınırıyla da zihnini sert günlere hazırlıyorsun.
Finansal özgürlük tek bir dev hamlenin değil, tekrarlanan küçük adımların birikimi. Bu 90 günle birlikte elinde sadece bilgi değil, bir yol haritası da var. Geriye gerçekten başlamak kalıyor.
Yolun başına dönmek istersen bilinçli yatırımcıya 90 günlük yol: büyük resim ve ilk 30 gün ve 31-60. gün: ilk küçük ortaklıklar yazılarına göz atabilirsin. Düşüş dönemlerinde duyguların neden bu kadar güçlü olduğunu merak ediyorsan kayıp acısı ve kazanç keyfi asimetrisi yazısı iyi bir sonraki adım olabilir.