Ekonomiyi tahmin etme, okumayı öğren: döngüye göre strateji
← Öğren · Seviye 2 · Temel · 5 dk okuma

Ekonomiyi tahmin etme, okumayı öğren: döngüye göre strateji

Yüksek enflasyonda, düşen faizde ve herkesin coştuğu dönemde nasıl davranmalı? Tahmin yarışı yerine dönemi okumanın basit çerçevesi.

Ekonomi, kimsenin kesin olarak tahmin edemediği ama işleyişini kabaca okuyabildiğin bir sistem. Önceki yazılarda bu sistemin parçalarını konuştuk: enflasyon, faiz, kur, büyüme ve kriz. Bunları gündelik kararlarında da kullanabilirsin. Aşağıdaki maddeleri bir tahmin oyunu olarak değil, genel bir yol haritası olarak düşünebilirsin.


Tahmin değil, yol haritası

Ekonomi konuşulurken en sık duyduğun soru muhtemelen şu: “Bu yıl borsa yüzde kaç getirir?” Bu soruya kimse kesin cevap veremez. Verenler de çoğu zaman yanılır.

Senin görevin bu tahmin yarışına girmek değil, içinde bulunduğun dönemi kabaca tanımlayıp mantıklı davranış biçimini seçmek.

Bunu hava durumuna benzetebilirsin. Yarın saat kaçta yağmur yağacağını bilemezsin. Ama kış mevsiminde olduğunu biliyorsan montunu alırsın. Ekonomide de dönemi okuyabilirsen, kesin bir tahmin yapmadan da doğru hazırlığı yapabilirsin.

Üç tipik dönem üzerinden ilerleyelim.

Enflasyon ve faiz yüksekken

Bu dönem birçok kişi için en zor dönemdir. Fiyatlar hızla artar, kredi pahalıdır, gelecek belirsiz görünür.

Bu ortamda iki şey öne çıkar:

  • Nakit TL’yi getirisiz bekletmek çok anlamlı değildir. Getirisi enflasyonun gerisinde kalan para alım gücünü hızla kaybeder. Bugün kenarda duran paran, bir yıl sonra aynı şeyleri almaya yetmeyebilir.
  • Krediyle yeni borç almak daha pahalıdır. Bu yüzden borç konusunda seçici olmak gerekir.

Ama aynı dönemin bir de öbür yüzü var:

  • Bazı konut sahipleri ve yatırımcılar “nakit lazım” diye indirimli satış yapmak zorunda kalabilir.
  • Borsada kaliteli şirketler, kısa vadeli korkular yüzünden normalde olması gerekenin altına düşebilir.

Bu dönemde dikkat edebileceğin iki nokta:

  1. Kredi çekiyorsan, taksiti ödeyebildiğinden emin ol. Yüksek maliyetli bir borcu taşıyamamak, en kötü zamanda satış yapmana yol açabilir.
  2. Elindeki nakdi tek sepete koyma. Nakdini enflasyona karşı koruyucu varlıklara, örneğin sağlam şirket hisselerine ya da mantıklı kira çarpanlı konuta dağıtmak mantıklı olabilir.

Bu dönemde seçici ol ama “her şey bitti” sanma. Kaliteli varlıklar indirimli olabilir. Herkesin korktuğu dönemler, borçsuz ve sabırlı yatırımcıya çoğu zaman en iyi alım fırsatlarını sunar.

Enflasyon ve faiz inerken

Enflasyon düşmeye, faizler de yavaş yavaş inmeye başladığında ortam daha öngörülebilir hale gelir.

Bu dönemde genelde şunları görürsün:

  • Kredi maliyeti düşer.
  • Konut ve araba talebi artmaya başlar.
  • Borsada risk iştahı yükselir.

Bu dönemin ilginç bir yanı var. Bir önceki zor dönemde kenarda bekleyenler, “artık güven geldi” deyip piyasaya girer. Ama çoğu zaman iş işten geçtikten sonra girerler. Fiyatlar zaten toparlanmış, indirim dönemi bitmiştir.

Bu dönem, önceki yıllarda disiplinle biriktiren ve pozisyon alanlar için meyvelerin toplanmaya başladığı dönemdir. Yani hazırlığın karşılığı bu dönemde gelir.

Burada dikkat etmen gereken tuzak, geç kalmışlık hissiyle aşırı risk almak. Başkalarının kazancını görüp “kaçırdım” hissine kapılmaya FOMO (fear of missing out), yani kaçırma korkusu denir. Bu duyguyla abartılı risk almak, iyi bir dönemi kötü bir sonuca çevirebilir.

Herkes coşmuşken

Üçüncü dönem, her şeyin güllük gülistanlık göründüğü dönemdir. Şu işaretleri tanırsın:

  • Haberler sürekli pozitiftir.
  • Herkes borsadan, kripto paralardan, konuttan büyük paralar kazandığını anlatır.
  • İçini “Geç kalan ben miyim?” hissi sarar.

Herkes bu kadar iyimserken biraz ihtiyatlı olmakta fayda var. Çünkü böyle dönemlerde:

  • Fiyatlar gerçek değerlerinden çok uzaklaşmış olabilir.
  • Kaldıraç, yani borçla yatırım seviyesi tehlikeli boyutlara ulaşmış olabilir.

Bir önceki yazıda krizlerin çoğu zaman iyi dönemlerin içinde hazırlandığını konuştuk. Aşırı iyimserlik dönemi tam da bu hazırlığın yaşandığı yer olabilir.

Böyle dönemlerde kıymetli olan üç davranış var:

  1. Kaldıraçtan kaçınmak.
  2. Portföyde bir miktar nakit ya da güvenli varlık tutmak.
  3. “Herkes coşmuşken ben sakin kalacağım” diyebilmek.

Üçüncüsü belki en zoru. Çünkü herkes kazanırken temkinli olmak, kısa vadede kaybediyormuş gibi hissettirir. Ama bu temkin, bir sonraki zor döneme hazırlıklı girmeni sağlar.

Warren Buffett bu dengeyi tek cümleyle özetler: “Herkes açgözlüyken korkak, herkes korkarken açgözlü ol.” Coşku döneminde fren yapan, korku döneminde de elinde alım yapacak nakit bulunan kişi olursun.

Basit bir çerçeve

Bu üç dönemi yan yana koyduğunda tablo şöyle:

DönemNe yapmalı?Neye dikkat etmeli?
Yüksek enflasyon ve yüksek faizSeçici ol, “her şey bitti” sanmaKaliteli varlıklar indirimli olabilir
Düşen enflasyon ve düşen faizHazırlığın karşılığını toplaFOMO’ya kapılıp abartılı risk alma
Aşırı iyimserlik, her yerde “kolay para” hikâyeleriFren zamanıBorçla risklenme, portföyüne güvenlik kemeri ekle

Bu tablo kesin kurallar değil, yön gösteren bir pusula. Dönemler her zaman bu kadar net ayrılmaz. Bazen iki dönemin özellikleri bir arada görülür. Ama “şu an hangisine daha yakınız?” sorusunu sormak bile kararlarını daha bilinçli hale getirir.

Makro dönemlerin sektörlere nasıl yansıdığını merak ediyorsan, sektör rotasyonu yazısı bu çerçeveyi dört aşamalı ve sektör bazında ele alıyor.

Ekonomiyi okumak ne demek?

Ekonomiyi okumak, uzman gibi her veriyi takip etmek demek değil. Birkaç basit soruyu düzenli olarak sormak demek:

  • Fiyatlar hızlı mı artıyor, yavaşlıyor mu?
  • Kredi bulmak kolay mı, zor mu?
  • Çevremde herkes korkuyor mu, yoksa herkes coşmuş mu?

Bu soruların cevapları sana hangi dönemde olduğunu kabaca söyler. Gerisi o döneme uygun davranışı seçmek.

Dikkat edersen bu soruların hiçbiri “borsa yarın ne yapacak?” sorusu değil. Hiçbiri kesin bir rakam istemiyor. Hepsi ortamın genel havasını anlamaya yönelik. Ekonomiyi tahmin etmek ile okumak arasındaki fark tam olarak bu.

Bir de şunu hatırla: Her dönemde işe yarayan bazı alışkanlıklar var. Borcunu ödeyebileceğin seviyede tutmak, bir nakit tamponu bulundurmak ve kararlarını panik ya da coşku anında değil, sakin bir anda vermek. Bu alışkanlıklar hangi mevsimde olursan ol seni korur.


Kapanış

Ekonomiyi kimse kesin tahmin edemez ama işleyişini kabaca okuyabilirsin. Yüksek enflasyon ve yüksek faiz döneminde seçici ol ama umudunu kaybetme. Düşen enflasyon ve faiz döneminde hazırlığının karşılığını topla ama FOMO’ya kapılma. Herkesin coştuğu dönemde ihtiyatlı ol, frene bas, borçla risk alma ve portföyüne bir güvenlik kemeri ekle. Görevin tahmin yarışını kazanmak değil, içinde bulunduğun döneme uygun davranmak.

Bu modülün başına dönmek istersen enflasyon, faiz ve kur üçgeni yazısıyla başlayabilirsin. Kriz dönemlerinde nasıl davranacağını önceden planlamak için borsa düşerken ne yapmalı yazısı, makro verileri düzenli takip etmek için de makro veri takvimi yazısı iyi bir devam olur.